Ben mesela sana oturup mektup yazdım.
Üstüne gazete serip menemen yediğim o sallanıp duran masada.
Sanırım bu masa,
Masa olmadan önce dallarına salıncak kurulan ihtiyar bir ağacın parçasıydı.
Ondan hevesli sallanmaya.
Ama bir dirseğini bastırıp ağırlığını verirsen üstüne uslu duruyor.
Ya da bir bacağının altına biraz karton sıkıştırsan yetiyor.
Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş Türkçesi;
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...
Devamını Oku
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta