Bir akşamüstüydü seni düşündüğüm,
Rüzgâr saçlarını anlatıyordu bana.
Gökyüzü griydi ama sen maviydin.
Bir şehrin ortasında, bir
yalnızlık kadar güzeldin.
Gözlerin gibi sessizdi ay,
Bir ayrılık daha eklendi hayatımıza vedasız.
Bir kez daha gittin sessiz sedasız.
Tercihinin bedelini ödüyor bir kelimeyle dağıtıp,
Bir tebessümle toparladığın kalbim,
Tren yolları, bana uzak diyarlarda, kalbi kırık insanların gönlüne dokunmayı hatırlatır. Çocukken kırık bir trenim ve raylarım vardı. Onunla aynı ray üzerinde gitmeme rağmen hayaller kurar, hep istasyonda inip insanlarla konuşur, teselli ederdim ve en sevdiğim meyveyi ikram ederdim...
Sahi;
Senin de bir tren istasyonunda,
kalbini iyileştirebileceğin biri var mı?
Gözlerin ufkumda bir nur,
Ve ben karanlıkta bir mahzûn.
Seninle olmanın kederi ile doluyum.
Her tebessümün içinde bir hüzün
Ve adın, dudaklarımda sessiz bir nida.
Anlamıyorum senden, her şeye rağmen yaşıyorum seninle. İçten içe yine sana anlatıyorum herşeyi bana söylediklerini duyuyor gibi oluyorum. Uzun uzun oturup konuşuyorum seninle, sonra kızıyorum, üzülüyorum. Yanımda olamayışına kızıyorum. Ama alışıyorum, kırgınlıklarımın, konuşamayışlarımızın acısını çekiyorum.
Sonra bakışların geliyor aklıma, samimiyetin geliyor. Biraz ağlıyorum. İçimde kaldın diye mutlu oluyorum en azından. Bir dönemin hayatıma uğrayışıyla yetiniyorum. Sana el uzanıyorum. Bazen elimi hiç çekemiyorum.
Lütfen gitme Mâra...
Ne zaman seni düşünsem...
"İle" başlayan bir şiir bitmez.
Şiir sonsuzdur ama o,
Sizin gönlünüzde devam eder.
Sevmek işte bu!
Yağmurdan sanki toprak kokusunu,
Sana uzun uzun anlatmak isterdim.
Sana uzun uzun bakmak,
Anlamlı, hoş, sade, erdem olan
Kimsenin hiçbir zaman kullanmadığı bir kelimeyi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!