Ne kadar kolay değil mi, Yüreğinin en sıcak yerini, soğuk bir rüzgara savurur gibi savurup gitmek. Terazisi bozuk, kefeleri eğri, Vicdanı kırık gitmek?
Ama sen yine de yürü gidişine, boşver adının altında ezilirse ezilsin çiçekler sessiz olmalıyım demek.
Kirli bir mendil gibi atmak her şeyi,
Dokunuşları, sözleri, o kocaman anıları. Çöp kutusuna düşen pişmanlıklar, Kırık camlar gibi parlıyor ellerinde kanayan birer hatıra şimdi. Sen "ne de kolay" diyorsun,
Ben ise bu kolaylığın altında kaybolup giden bir baharı sayıyorum.
Neden boşa gitti emeklerim?
Sormak bile bir suç mu artık?
Sen gülüyorsun, ben ise O gülüşün ardındaki buzulları görüyorum.
Dost sandığım yüzler, Aynaya yansıyan bir yalan oldu.
İçimdeki yangını söndürmek için Su yerine zehir sundun bana, diyememek,
Ne kadar acı...
Nankör dostum, sen biliyormusun ne demek?
Emeklerin toprağa karışıp nasıl ağaça dönüştüğünü, bir bakışla nasıl yok edileceğini. Bozuk terazinin kefesini bile Zamanın adaletiyle düzeltemeyeceğini,
Kirli bir mendil gibi fırlatılıp atılmanın ne olduğunu?
Şimdi dur ve düşün, O çöpe attığın her şeyin
Bir gün seni nasıl yakacağını söylesem. Çünkü vicdanın ,
Eninde sonunda kendi sesini duyacak, Ve nankörlük,
En güzel masalının en acı sonu olucak
Sen biliyormusun, hayır mı
Bilme bilme...
19.06.2026 11:34
Kayıt Tarihi : 19.06.2026 11:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!