Senden öğrendim;
davasını omzunda bir dağ gibi taşıyıp,
sesini yükseltmeden de gökyüzüne sığabilmeyi…
Babacan bir susuşun içinde,
insan kalmanın en naif tarafını öğrendim senden.
Senden öğrendim;
nefes alırken bile
ciğersizlere bir avuç gökyüzü bırakabilmeyi…
Kendi yarasını saklayıp
başkasının yarasına merhem olabilmenin
sessiz cesaretini gördüm sende.
Sen sustukça
içimde kelimeler çoğaldı;
her biri kapısını sana açan
bir yetim evlat gibi…
Ben konuştukça
senin sessizliğin büyüdü içimde,
bir memleket akşamı gibi
üstüme çöken, kaçamadığım…
Senden öğrendiğim çok şey var;
ama canımla baş edemez oldum.
Çünkü sen,
yüreğimin kıyısına vurup duran
ve her seferinde biraz daha içeri sokulan
bir deniz oldun.
Daha kaç şiirde kelam edelim?
Kaç dizede dile getirebilirim..
senin bendeki varlığını?
Hangi kelime taşıyabilir
adını, susuşunu,
gözlerinin bıraktığı o uzun yolu?
Ben seni yazdıkça
mürekkep değil,
içimden bir parça akıyor kâğıda.
Ve her şiirin sonunda
sana varmayan bir cümle kalıyor
boğazımda düğümlenmiş bir gurbet gibi.
Söyler misin,
yüreklice…
Bu kadar susma.
Çünkü sen sustukça
ben içimde sana daha çok konuşuyorum.
Bir gün,
bütün şiirler biter de
ben hâlâ seni anlatamazsam…
Ne olur,
o zaman da susma.
Kayıt Tarihi : 8.09.2026 14:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!