Şimdi vakit en son zaman
Kulağımda bir eski şarkı
Sensiz epey uzun yıllar geçti,
Biliyorum ki bitecekte.
Bir kaç resim var eskilerden,şimdilerden
Seninle olanlar, sen olanlar
Sen yinede bir gün
Günü bırakırken avuçlarından
Sarılırken geceye
Bir yıldız da benim için tut avuçlarında
Olmasam da yanında
Yüreğim hissedecektir
İpsiz sapsızsın derler ya
İpsiz sapsız aynen öyle bir sevdaya
Düşseydi gönlüm benimde
Sormasaydım birazdan olacak vakti
Düşünmeseydim ay sonundaki ödemeleri
Sadece sarılsaydım, sarılabilseydim
Vakit dar,
Vakit tamam artık senden ayrılmak için
Tren sesi, vapur sesi karıştı yüreğime
Hangi gün bugün bilmeyeceğim
Hiçbir vakit hiçbir vakitte olmayacak
Eğer bu ayrılık böyle camdan el salmaksa
Sonu güzel olan hikayeleri severiz.
Şarkıları,günleri,evlilikleri
Sonu güzel filmlerin sadece sonu kalır nerdeyse aklımızda
Son aşkım
İşte yine sana sesleniyorum
Seni düşündüğümde
Bir vakit sessiz anlarda seni düşlediğimde
Anlıyorum ki
Senden yana hiç kırılmamışım ben
Dedim ya
Düşündüğümde yada düşlediğimde seni
Acı bir düdük sesi duyarız.Bu ses kavuşmalarda da aynı şekilde içimizi sızlatır ayrılmalarda da..El sallarız gidenin arkasından ama gelenin de sarılırız el salladığımız ellerimizle boynuna.Tren istasyonları hep eski albümlerdeki resimler gibidir.Giden ya gitmiştir gelende gidecektir zaten.Birkaç güne sığdırırız ayrılık zamanımızdan onsuz yada onlarsız geçen günleri.Eğer uzunsa yanımızda olacağı günleri sevdiğimizin, bir kaç gün sonra unutur gideriz herşey normale döner.Sonra el sallama vakitleri yaklaştıkça o geride kalan bıraktığımız günlerimize daha nice günlerin ekleneceğini hatırlarız.Rüzgar eser.Eser de yüreğimizdekini de alır savuru verir bazen.Sonra yine gardan el sallamalar.Mavi,siyah bavullar yanyana,küçük çantalar elde.Evden yaptığımız bir kek yanına damağına tat bırakılır.Yolculuk boyunca hatırlanmak üzere.El sallanır yüreklerde yine o acı tren sesi.Kimler kimlerinden ayrılır bakmayız o zamanda.Ara, sor belki mektup yaz diye tembih ederiz.Garın taşı,rayları duyar,duyarda duymayanlara gidipte arayıp sormayanlara duyurmazmı bu vefasız yer vefasız gar.
Yüreğimizden el salladığımız garda bıraktığımız her resim için.........
Haziran 2006
Zamanların birinde sen geliyorsun aklıma.Uzun uzun geçiyorsun gönül yolumdan, seninle el ele göz göze.Yüzümde hep aynı renk.Bu hatırladığım renk sana olan yönüm.Seni seven, senin beni sevdiğini bildiğim renk.Hep aynı bakış.Çakmak çakmak gözlerim ateşli bir o kadar arzulu bakışlarım var yüzümde.Ben senin yanındayken aynı yüz ve aynı renk oldum.Gönül penceremde hiç fırtına olmadı.Esen bu rüzgar hep ılık ılık aktı içime.Senin sevginin dolaştığı damarlarımda kan oldu can oldu yüzüme,yüreğime, kendime.Saçlarımı hep saldım ben yeni günlere penceremden.Güneşi hep gördüm ben kendi içim de.Sensizliği hiç düşünmedim ki ben, fırtına nedir bilmedim ki. Ben yeni günlere camlarımı kapatmadım ki seninleyken.
Sonra zamanların birinde ben geliyorum aklıma.Şimdiki ben. Korkak,saklanmış ruhum çıkmıyor artık yeni günlere.İçimdeki ben ne oldu nerde kaldı bilmiyorum.Bildiğim şey artık camları açmıyorum.
Nisan 2005
Genç kadın kucağındaki odunları döktü yere.Saçları, simsiyah parlak saçları savrulmuştu rüzgarın kucağına.Bileğindeki lastikle tek seferde topladı arkaya.Kırmızı yün atkısını tekrar sardı incecik omuzlarına.Derin bir nefes alıp, aldı kucağına tekrar bıraktığı odunları. Yürümek gerekiyordu daha çok yürümek.Eve gidiş yolu epey uzundu.Her yer bembeyazdı.Buralarda kış zaten çok zor geçerdi ve bu kış da öyle oluyor.’’Ne yürüdüğün yollar bitiyor ne bu kış bitecek gibi gözüküyor ‘’ diye geçirdi içinden.Çocukluğunda da bu yolları gider gelirdi.Okutmamıştı babası.Kız hali ya…
Anacağı feda etmiş günlerini çocuklarına ve bir de kıymet bilmeyen babasına.Tek kızdı Zarife.
Zarif incecik elleri vardı aslında.Narin bir yapısı güzel bir yüzü vardı baktığında.Gözleri siyahtı.Simsiyah.Umutları gibi kaybolup giden hayalleri gibi.Oturdukları yere uzaktı açılan bu yeni okul.Gitmeyi hayal etmişti.Anacağına iletivermişti arzusunu.Ne diyebilir diki anacağı.Yine de söylemişti babasına usulca bir akşam yemeğinden sonra.Zarife ağladı o akşam.Çok ağladı.İçinden bağırdı haykırdı duyan bir bilen de olmadı.Şimdi bu yolları gidip geldikçe o ağlaması geliyor aklına.Bu sefer bağırıyor bu boş beyaz yerlere.Belki bir duyan olur sesini.Bir duyan olurda tutuverir elinden.Gider buralardan.Yoksa babası verecekti bir hasmına.Anacığı gibi kaybolup gidecekti.Ellerinde derin çizikler, gözlerinde kaybolmuş umutları, yüreği kapalı yeni günlere bir kız olacaktı Zarife. Bir kısa hayal yoluydu bu yollar Zarife için.Ne kadar yavaş yürürse hayalleri o kadar uzun , ne kadar çabuk giderse evine hayalleri o kadar kısa olurdu.Yürümez bazen dururdu.Bırakı verirdi odunları.Tekrar toplardı.Topladığı odunlar değildi elbet.Kendisiydi.Yeniden hayal edebilme gücü.Buralarda kış çok zor geçerdi.Zarife her kış gidip geldi bu yolları.Belki bu kış farklı olur diye diye….
Yanında olsam bu aralar
Hayatın koşturmasını bıraktığım bir vakitte
İşe mi geç kaldım, eve mi
Yemek mi var, temizlik mi var demeden
Bir vakit işte
İçimde çocuk arsızlığı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!