Her dakika mesaj atamazdım eskiden
Aklıma geldikce dürtemezdim faceden
Mektubumu hazırlardım bir önceki geceden
Kalbimin sesini kulaklarımda hissederdim
Beklerdim köşeden usulca cıkmanı
Özlerdim gözlerime asilce bakmanı
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Hasret kokardı göz yaşımın damladığı satırlar
Satırlara sıralanmak isterdi,hissettiğim duygular
Cevap beklenirken bir hafta on gün; varya o anlar
Saniyeler saat olur du, ben zamanın ızdırabına mahkum
Yaşadığımız bu modern diye adlandırılan çağda her şey yavan ! anlamsız..Geriye bakıp da eski günleri özlememek mümkün değil.. Mektup hayatımızın bir parçasıydı..Anlamı ise bir o kadar değerli.Şimdi bir tıkla iletişim sağlıyoruz. Ancak duygudan yoksun iletişim. Sevgiden özlemden değerlerden uzak bir iletişim...
Yüreğinize sağlık ....
Yiğit ölür adı kalır,söz biter yazı kalır
Sevdiğinden gelen mektup koynunda saklanır
Sanma ki ekranlarda mürekkebin izi kalır
Devri devranda aşklar,tıkla biter,tıkla başlar
--------Beğeniyle güzel bir şiir okudum kutluyorum .
Geçmişe özlemle yüklü ve kendini 'mektup' ana figüründe sürükleyen bir şiir serüveni...Kutluyor,saygılar sunuyorum...
Teknoloji hızlandı,kalem kağıda nazlandı
Şimdi kitaplar raflarda iyice tozlandı
Faceden dürtüldü,kısa mesaj tıklandı
Bir devir daha tarihe kaşıp,yıprandı.
Başımız sağ olsun mektup'um.!
...Hasan Bey,sizi ve şiirinizi kutlarım.Gerçekten bir kültür devri kapandı.Nerde o metrelerce ufacık yazılarla yazdığımız gurbet mektupları,nerede kaldı hasret ve özlem kokan dizeler ?Kırk yıl önce yazılan mektupları hala saklarım.Biliyorumki bir daha yazma olanağım olmayacak.Yüreğinize sağlık,güzel bir konuydu.Tebrik ederim.Tam puan verdim.
Yiğit ölür adı kalır,söz biter yazı kalır
Sevdiğinden gelen mektup koynunda saklanır
Sanma ki ekranlarda mürekkebin izi kalır
Devri devranda aşklar,tıkla biter,tıkla başlar
Hasan Bey..Teknoloji denen illetin geçmişimizdeki değerleri vurması benimde canımı çok yakar,örneğin radyolar yok artık gençler kulaklıktan meta lika dinliyorlar,keza sizinde şiirinizde içinizi döktüğünüz gibi mektuplar o lavanta kokan mektuplar,ve bayramlarda seçerek alıp arkasını itinayla yazdığımız ve sevdiklerimize gönderdiğimiz kartpostallar hepsi teknoloji kurbanı oldular....Böylesi güzel bir konuyu kaleme aldığınız için sonsuz teşekkürler kutlarım ..Selam ve sevgilerimle...
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta