şarap lekeli bir mevsimden döndüm
sırtım gittiğimi bildiğim yerde
sarhoş diyorsunuz, dumanlı ve savruk
beni kırılmış olarak görmek mi isterdiniz?
gözyaşları gibi düşen omuzlar
eğilmiş bir kafa ve yere bakan gözler
Eskittiğim yüzlerden
Kaçtığım bakışlardan geliyorum
Hazmedemediğim sevgiler
Ve kazık sapladığim kalplerden
hüzün bana gelsin
bana gelsin ruhum yolları
şu hıçkıran müzik
kemikli ağrı
bana gelsin suskun dil sızıntıları
aldığın nefesi çeviremediğinde içinde
anlarsın başını koyduğun göğsü ağırlaşır hayatın
geceleri ağırlaşır
bu ışık çürüğü saatler
mevsimliyorum zamanın kavminde
ilikbahar, yoz, sinbahar, kuş
yüzüm siliniyor
belki de daha anlamlı paragraflar
koyacak diye yerine tanrı
yüzüm yeniden kuruluyor
ve tanrının bu gizemli kurmacası
yüzümün boş alanlarında
bugün kuşların yolundan çekildim sevgilim
ürkmesinler diye kendilerinden büyük bir kuştan
basmadım ekmek kırıntılarına
parmak uçlarımda yürüdüm
yine iki metreydi sabah ben işe giderken dünya
Yine dizlerimizin üzerindeyiz
Yorgun, ısırılmış ve alevler içinde
Uçuşan ne çok şey var
Mesela kanatlarımız, kül ve duman
Yazdan kalan o çıplak boyun kokusu
Su unutulmuş beyaz rüyalar
rüzgâr akıyor
kış kuşlarının kanadından
saçlarım, en son ne zaman benimdi?
ya gözlerim
bulut pıhtısı
doğduğum gökyüzünü hatırlıyorum
yıldızların hikayelerini
ayı hatırlıyorum
ve onun kim olduğunu biliyorum




-
Maria Puder
Tüm YorumlarBin dalga dan merhaba :))
Çakıl taşlarımı gördün mü J..