Düşünceyi değiştiriyor korkular
Demokrasi başka başka kafalarda
Kurtları bırakıp, kuzuları bağladılar
Sizde bonsunuzu kazanın yalakalıkla
Haydi sizde saldırın, sahte demokratlar.
Ya canın, ya malın diyor, şehirli eşkiyalar
Dökülen deliğe göre değişir, kelimelerin ağırlığı,
Ağız altın kaplama olunca geçer kulakların sağırlığı…
Bir de kelimeler başka taraftan dökülüyorsa,
Çıkan delik değil, dökülen delik kaplanır altınla.
Ve o deliğe hiç bakmadan atlarlar koşa koşa
‘’Hazıra dağ dayanmaz! ’’ demişler
Her şey satıldı, borç yine katlandı
Kırılıyor açlıktan gençler ve işsizler
Yalnız satılmışlar, sülaleyi kurtardı
İşsizlikten baltaya sap yapılanlar
Hastanın halinden hasta anlarmış,
Hırsızın halinden hırsız…
Sağlıklı ülkeye, hasta atanmış
Ülkeyle kralın kanı uyuşmamış…
Paranın iki yüzü gibi
Kardeşlik ve düşmanlık
Biri varsa var öteki
Parayı dik tutamadık
Tabanı dar olanı
''Bağımsızlık benim karakterimde mevcuttur''
Hakimler, savcılar oturun oturduğunuz yerde
''Hukuk, benim izin verdiğim kadar hukuktur''
Siz susun, ben cezayı da veririm gerektiğinde.
Nutuklar güzel de, icraat istemese…
‘’Çocukları sever misin?’’ dedim
‘’Severim!’’ dedi
‘’Çocuğuna tecavüz etseler ne yaparsın?’’ dedim
Niye bir anne, bir baba olacak durumda değilken, çocuk peydahlamak için evlendirirler hiç sormayız. Düşünecek olgunluğu istemezler bizde, önce anne ve babalar kendi uzantıları olarak bakarlar çocuklara, kişiliklerini giyinmesine izin vermezler… Kuran kursları… Sonra okullarda başlarlar daha tül halindeki kişiliklerimizden bizi soymaya, daha sonra soymaya devam ederler kışlalarda, kadınlar içinse gelin oldukları evlerde devam eder. Camiler dolup taşar. Kişiliksizlik en büyük referansımızdır, iş bulmada, terfi etmede, üst düzey bürokrat olmada… En büyük övüncümüzdür ‘asker millet’ oluşumuz. Beyinler donmuş, dondurulmuş, kurabiye gibi pazarlanır. Bu serbest piyasa kuralıdır. Alışkanlık yapmış, ezberlenmiş… Yaşlandıkça kemikleşmiş… Emekli olmuşuz, yapılacak fazla bir şey kalmamış, anılarımızla övünürüz, anılar için hep geriye baktığımızdan güdüldüğümüzü değil güttüğümüzü zannederiz… Çocuklara torunlar gürül gürül anlatırız. Ayağımızın altından kayan zeminin farkında olmayız. On bin lira borçla aldığımız nöbeti 100 bin lira borçla devrettiğimizin farkında olmadan, eseriz, gürleriz… Dünyamız ufuklarla sınırlı ama, konuşurken dünya avuçlarımızda gibidir. Çocuklarımız da bizden farksız yetişmez böylece, Neden işsiziz, neden okumaya, evlenmeye paramız olmaz? Babalarının emekli maaşını yemeye alıştıkları için akıllarına bile gelmez… Başkalarına yaslanarak yaşamaya alıştık… Tek tek kendi ayakları üstünde durmayı öğrenenler alınması. İstisnalar kaideyi bozmaz. Genelleme yapıyoruz. Yüzde yetmişe hitap ediyoruz… Sitem böyle memnun…
İki de bir ’sus! ’diyorlar
Sanki kıyamet kopacak
Bu sese alışan kulaklar
Sese duyarlı olmayacak
Dünya alıştı yaygarama
darbe işlemiş mem-lerimize
bende bağlıyım geleneğime
Kafamız kazan, şiir kepçe
kemikleşen ezberlere
darbe indiriyorum ben de...




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.