Şairin Hayatı İle İlgili Bir Bilgi Girilmemiş
Eserleri
Çiğ Noktası
Hüzün, derler adına, onun zirvesi işte,
Daima yağmur yüklü bulutlar gibi olmak.
Bulunmak daim mana meyveleri derişte,
Buutlara yürümek, buutlar gibi olmak.
Adeta o kesilmek, bir lâ makamıdır bu,
Huzurda Hakk'la birlik, bedenen halkla birlik.
Her duygu ve his derken, Allahu ve lillahu,
Bulmak o ufuklarda ebedi, hayat, dirlik.
Bu kıvamın şebnemi, sanki özüdür damla,
Çiğ Noktası ucunda, zirvede mahzun duruş.
Alakası yok bunun, yeis örgülü gamla,
Sanki Hakk kapısını, nabız ritminde vuruş.
O anda ölüp gitsen, cesedin de çürümez,
Öyle birlik ve vahdet, ruhta, kalbte duyulan.
Hakk'a iman zirvesi, kalbi sair bürümez,
Sanki bütün varlığın; hak yoluna koyulan.
Çiğ noktası bu bence, hayatın yakazası,
Bir damla gibi olmak, Şems-i Sermed indinde.
Mü'minliğin özeti, hem de varlığın hası,
Anlatılan bu işte, özlü, Sûre-i Tin'de..
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!