Bir garib meçhul hikayesi
Ey kara dağların beyaz gülü
Ömür yetmiyor, yürek dayanmıyor
Sevdam, sınır tanımıyor artık.
Ulaşılmazsın biliyorum
Ne uçan kuş yanaşabilir sana
Senin için bir çağrı gönderiyorum
Yüreğimin huzur köşesine
Bir ömür mutluluk için..
Mücevherlerle süslenmiş
Her bir köşesine ayrı bir şiir yazılmış
Özenle bezenmiş
Eski bir limansın sen,
Sen de demir atmış tek gemiyim ben.
Diğerleri uzaktan bakıyor,
Hasretinden yavaş yavaş batıyorlar.
Eski bir limansın sen
Sen ki;
Yüreğim de eski bir yarasın
Kurumasına izin vermediğim
Sevmeyi her aklıma getirişim de
Daha bir iştahla kanayan
Eski bir yara..
Hayallerin bile hırsızları varmış
Geç öğrendim
Kaybettiğinde anlıyor insan
Kaybedince öğrendim
Suçlu sadece bir kişiydi
Ecel kapıyı çalınca
Üç vakte kadar olmasa da
On iki aydan birinde gelicem sana
Huzur ve mutluluğu koynuma doldurupta gelicem
En güzel kıyafetlerimi giyip
En güzel kokuları sürünüp gelicem
Dilimde aşkın feryadı
Gün yine ışımaya başladı
Güneş insanın içini ısıtan bir sıcaklık yayıyor
Yeni bir sabaha uyanmanın heyecanı yok artık
Monoton bir hayat yaşıyoruz git gide
Ve en acı olanı
Buna alışıyor olmamız..
Sen yine seni sev
Ben yüreğimde büyüttüğüm sana aşığım..
Sonbaharın o sert, o dalları kıran, ağaçları kökünden söken fırtınalarında
Benliğimi siper ettim sana
Sen benim sonbaharda çığır açtıran Krizantem çiçeğimsin
Renk renk kuşatılmışsın kalbimin baş köşesinde
Kaleme, kağıda ve sana hasretim bugünlerde..
Sizi onca sevmeme rağmen
Size olan özlemimi anlatacak kelimeleri bulamıyorum..
Özellikle de Sen..
Kaleme ve kağıda olan dargınlığım da Sen’den..
Sana biriktirdiğim kelimelerden şiirler yazıyorum bu aralar
Seninle konuşuyormuşum gibi oluyor
Anlamsızca hoşuma gidiyor
Olmadığını biliyorum
Gittiğini ve bir daha dönmeyeceğini..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!