Her gün aynı saatte, zamanı akreple yelkovana hatırlatır gibi uyanırdım. Cezve ocakta beni bekler, sigaram elime aldığımda yanardı. Kapıdan çıkarken komşum başını sallar,
mavi kuş aynı daldan meşhur şarkısını söylerdi. Ustam dükkanın önünde sakallarını ovuşturur, sıcaktan mutsuz Pera baygın baygın bakardı.
Önce saat bozuldu. Akreple yelkovan artık zamanı hatırlamamaya başladı. Zamana ihtiyacım yoktu, zaten aynı saatte yine uyanıyordum. Bin yıldır akan zaman, saatle birlikte durmazdı. Sonsuzluk askerleri olan akreple yelkovan artık yaşlanmıştı. Zaten, zatenle geçen günler, bir saat bozuldu diye değişmeyecekti.
Cezve sapasağlamdı ama, hiç bitmeyen kahvem bir gün bitiverdi. Kahvenin bitişine bir zaten bulamazdım, yerine çay koyamaz, kahve içmeden de uyanamazdım. Sigaram ağladı, ben yandım. Ben ağlamazdım çünkü, bilirdi. Her gün veda ettik kahveye, sigaram da ben de söndük. Yine de alıştık, hayat devam ediyordu. Komşumun haberini aldığım gün de şarkısını söylüyordu mavi kuş. Rahmet dedik, üzüldük. Yine de alıştık yokluğuna. Komşum olmasa da yaşardım. Yaşadım da. Mavi kuş gibi.
yumuşakbaşlı rüzgarların kanatlarında bir yer bul bana
suyun ışıltılı sesleri aksın bir yanımızdan,
bir yanımızı defneler sarsın...
demir kollarının yumuşaklığında uyanayım sabahları
zeytin ağacının gözlerinde büyürken bir çekirdek




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta