Bir pencere kalmış aklımda
Mavi boyalı kırık camlı.
Önünde beyaz tülbentli minik yüzlü kadın.
Elinde tığ işi, çalışır parmakları durmaksızın..
İşlediği sade oya değil, bir ömür...
Boşalır yumaklar gün be gün.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yaşamın gerçek kesiti... Bir yer, o yede alçak gönüllü sade bir yaşam... Mavi boyalı bir pencere ve beyaz tülbentli bir kadın; duyumsamak ne güzel, ne güzel yazmak, yazabilmek; şu güzel Türkçemin güzel diline bakın. Başarınızın devamını dilerim....
oo çok da güzel olmuş
başarılı çalışmanızdan dolayı
kutlamamak elde değil
bize bu değerli sunumu
okuma fırsatı verdiğin için
sana çok teşekkür ederim
değerli kalem bir kezdaha okudum tam puanımla destekliyorum
Erken saatlerde bir şiir okumalıydım.Kimin şiiri olmalıydı*?ha Buldum. Hümeyra Gün kardeşimin şiirlerini çok severim. Aç sayfasını oku şiirlerini . Evet. ' mavi boyalı pencere ' şiiriyle bizlere kadar gelmişti. şiiri iyice okudum.Yine teması çok hoş anlatımı güzel mısraları anlamlı bir değerli şiirdi.Anneanneye yazılan bir övgü şiiri.Evet . bir ömür işlenmiş ve işlenmeye devam eden günler. Yapıcı ve müspet şiir çalışmalarınızı çok beğeniyorum.Bu şiirinizi de seve seve okudum. O güzel yüreğinizi ve o güzel kalem tutan ellerinizi her an canlı görmek ümidimle tam puan +ant.diyerek tebrik ediyorum.Selam olsun size.
Sayfama gelip de ,şiirciğime emek veren, dostça bi selam bırakan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Emeğinize sağlık. Bir süreliğine sayfadan ayrı kalacağım...Güzel günlerde görüşmek dileğimle,saygımla selamlar.
başarılı çalışmanızdan dolayı
kutlamamak elde değil
bize bu değerli sunumu
okuma fırsatı verdiğin için
sana çok teşekkür ederim
değerli kalem
Ya bir pencere ya da eski bir kapı önünde oturmuş, gelip geçenleri tanıyor muyum diye soran gözlerle merak içinde bakan nineler. Göz göze geldiğim anda, onların gözleriyle bakarım hayata. Ne mutluluklar, ne acılar, ne zorluklar, ne güzellikler yaşamıştır acaba diye. Sevdikleri vardır elbet, çok uzaklarda olan yakınları, özlemleri. Önünden geçip gidenlerle yaşattığı mazisi vardır bir de. yaşanmışları, yaşadıkları ve geriye kalan yalnızlığı. Pencere önündeki fesleğen ya da kapı kıyısındaki yaşlı bir üzüm asması. Geçip gitmekte olan bir yaşamın anıları ve öyküsü... Yürğine, kalemine sağlık.
Aklımda mavi boyalı güneşsiz pencere...
çiçeğe durmuş sardunya, fesleğen kokusu...
Yaşama karşın hiç kirlenmeyen beyaz tülbent.
Bir pencere kalmış aklımda.....bir de kırık camı..
Bütün pencerelerin hikayeleri vardır diye düşünürüm..İş nedeniyle gece şehirler arası yolculuk yaptığım yıllarda ışığı yanan pencereleri gördüğümde,kim bilir ne hayatlar yaşanıyordur diye hep düşünmüşümdür..Yokluğu,yoksulluğu,acıyı,öfkeyi,sevgiyi ve sevgisizliği hep o pencerelerin arkasında yaşarız ya...Yüreğinize sağlık....
Anadolu kadınlarımız, analarımız, ömürleri hep yaşam mücadelesi ile geçen, isteklerini hep yutkunan analar. Hasretle yanan yüreğin, camda kalan gözler. Şiirinizi beğenerek okudum. Sizi kutluyorum.
'Bir pencere kalmış aklımda... Bir de O Kadın......'
Ve o kadın 'anneanne...'
Elleri hünerli, başörtüsü dantelli ve bembeyaz papatya misali...
'Ömür örmüş', nakış nakış... Sabırla, ağzında duayla...
Ne kederini çıkarmış sokağa, ne de kırıklarını 'cama yazmış...'
Belki de verilmeyen sevgiyi, içinde büyütüp dağıtmış... Giydirmiş sevdasını torunlarına... Onlarla avutmuş yoksunluğunu, sancılarını...
Ne mübarek insanlardı bizim ninelerimiz.. Rahmetle anıyorum hem kendiminkileri, hem de sizinkileri Öğretmenim..
Mükemmel şiirdi.. Kutluyorum...
Offf off... Annelerimiz, anneannelerimiz gün mü gördü, güneş mi gördü?... Bir gün bile kendisi için yaşanmamış ömür, ömürden sayılır mı?... Biz nasıl şiirlere nakış nakış işliyorsak duygularımız, yüreği gibi tertemiz tülbentli minik yüzlü anneanne de, özlemlerini, hüzünlerini, mutluluklarını dantele dökmüş örnek örnek. Sonra da perdeleri, yastık, çarşaf kenarlarını bezemiş onlarla... O dantelleri örerken ne hayaller kurmuştur kim bilir?...
Çiçeklerin, sularken neler geçmiştir aklından?... Ve yuvadan uşup da, bayramlarda bile dönemeyen kuşları...
Bir pencere kalmış aklımda.....bir de kırık camı.. Nasıl da güzeldi şiir... O mavi boyalı pencere hala duruyor mu bilemem. Fakat dualarım,o beyaz tülbentli anneaneyle...
Bir çiftliğimiz vardı Terme' nin bir köyünde.Biz Fatsa' da yaşadığımız için orada yarıcı kalırdı. ilgilenmezdi hiç Kırılan can bir karton veya kontrplakla... Beni taa nerelere götürdü bu içli şiir. Kutladım sevgili öğretmenimi ve sular kadar hem akıcı hem duru kalemini. Nicelerine Hümeyra öğretmenim. Yazmak size çok yakışıyor.
Hep yazın olur mu?...
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta