Maskeni Çıkar

Taha Bilal Mustafa Kekeç
3

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Maskeni Çıkar

Yüzler çoğaldı, yüzsüzlük sıradan,
Herkes melek pozunda, içi dikenli bir yalan.
Aynalar konuşmuyor, çünkü utanıyorlar,
Maskeler düşünmüyor, sahipleri oynuyorlar.

Gülüşünde güneş var, gölgesinde hançer,
Dilin bal damlatırken zihninde başka bir senaryo var.
Dost diye omuz veren, pusuda bekleyen,
Elini sıkan eller bazen mezar kazmayı bilen.

Kelimeler cilalı, niyetler paslı,
Vicdan vitrinde ama ruhlar kiralık.
Bir yüz bin suret, hangisi hakiki?
Kendine bile yabancı olmuş insanın teki.

Menfaat pusula olmuş, yönü vicdan değil,
Doğruyu söylemek artık çoğu zaman prim değil.
Kiminin maskesi altın, kimininki merhamet,
Ama perde düşünce geriye kalır karakter.

Ben yüzlere değil, sessizliklere bakarım,
Çünkü insan sustuğunda içini yakalarım.
Bir tebessüm bazen bin yalanı örter,
Fakat zaman gelir, gerçek kendi kapısını söker.

Maskeni çıkar, yüzünü görelim,
Kim olduğunu kendine söyle, sonra bize söyle.
Sahte tebessümler düşsün yere,
Gerçek neyse kalsın geriye.

Maskeni çıkar, aynaya dön,
Kaçtığın o yüzle bir gün yüzleş.
Rol biter, perde iner, ışık söner,
İnsan kendinden kaçamaz; gerçek peşinden gelir.

Kimisi sevgiyi bir pazarlık sanıyor,
Kimisi güveni cebindeki bozuklukla tartıyor.
“Yanındayım” deyip ilk fırtınada kaybolanlar,
Kıyıya vurunca dost, denizde yabancı olanlar.

Bir söz verdin mi ağırlığı olsun,
Dilinle kalbin arasında mesafe olmasın.
Çünkü insanın değeri kalabalıkta değil,
Kimse görmezken yaptığı şeyde saklı değil mi?

Maskeler renkli, ruhlar renksiz,
Sahneler büyük ama oyuncular değersiz.
Kimi alkış toplar, kimi alkış satar,
Kimi hakikati söyler, yalnızlığı satın alır.

Ben kalabalıkların sessizliğini dinledim,
Çok yüz gördüm, çok az insan seçebildim.
Bazısı “kardeşim” dedi, hesabını tuttu,
Bazısı hiçbir şey demedi, ömrümde yer tuttu.

Maskeni çıkar, yüzünü görelim,
Kim olduğunu kendine söyle, sonra bize söyle.
Sahte tebessümler düşsün yere,
Gerçek neyse kalsın geriye.

Maskeni çıkar, aynaya dön,
Kaçtığın o yüzle bir gün yüzleş.
Rol biter, perde iner, ışık söner,
İnsan kendinden kaçamaz; gerçek peşinden gelir.

Ben kusursuz değilim, fakat sahte değilim,
Düşersem kalkarım, başkasının suretine girmem.
Kırılırım ama kırmak için yaşamam,
Kaybederim ama karakterimi satmam.

Siz beton örün, ben içimde kapı açarım,
Siz perde çekin, ben hakikate ışık saçarım.
Çünkü karanlık dediğin sonsuz değil,
Bir mum yeter bazen; yeter ki fitil eğilmesin.

Maskenin ardında korkak bir çocuk olabilir,
Kibirle örülmüş bir yalnızlık saklanabilir.
En sert görünenin içinde çatlaklar vardır,
İnsan başkasını değil, çoğu zaman kendini kandırır.

Kendi yüzünden kaçan aynaları suçlar,
Kendi kirini başkasının gölgesine yansıtır.
Ben gölgemle barıştım, kusurumu tanıdım,
Bu yüzden başkasının maskesine muhtaç kalmadım.

Bir gün bütün perdeler yırtılır,
Bütün makyajlar yağmurda çözülür.
Ne unvan kalır ne gösterişli söz,
Geriye yalnızca insan kalır…
Ve insanın gerçek yüzü.

O gün ne alkış kurtarır seni,
Ne kalabalık örter geçmişini.
Ayna karşısında tek başınasın,
Masken elinde, yüzün karşında.

Ben maskeleri değil, yüzleri hatırlayacağım.
Yalanları değil, bedel ödeyenleri yazacağım.
Çünkü hayat uzun bir sahne olabilir,
Ama perde kapandığında
herkes kendi yüzüyle baş başa kalır.

Taha Bilal Mustafa Kekeç
Kayıt Tarihi : 30.09.2026 10:39:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!