Mardin'e Gider Turnam Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
394

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Mardin'e Gider Turnam

Gece ağır adımlarla çökerken bu kadim surların üzerine,
Bazalt taşlar gün boyu yuttuğu ateşi kusar sokaklara.
İncecik bir feryat düşer Hevsel’in sisli koynuna;
Mardin’e gider turnam, süzülerek Mezopotamya’nın engin göğünde,
Sarı taş konağın pencerelerinden sızan o kırık sevdaları muştulamak için.

Göç vaktidir dedim, acı tatlı ne varsa yükledim kanatlarına.
Aşarken o sarp geçitleri, o dumanlı bakır dağları,
Sakın ola yorulup pes etmeyesin hevesine düşen rüzgarlarda.
Çünkü o sokağın dar patikaları yaman gelir insana,
Çakılı batar ayağına, ayazı çarpar yüzüne ama mertçe vur kanatlarını göğe!

Mardin’e gider turnam, bir avuç yanık sızı bırakır eski kale burçlarına.
Emanetim büyüktür; sadece yare değil, o yolda iz bırakan herkese selam olsun.
Bilsinler ki bu topraklarda yangınlar sönmez, yangını başlatan unutulmaz.
Toz duman kata kata yürü ki ayak seslerin çınlasın ıssız ovada,
Göğsümden söküp verdiğim o yangın közünü varıp sahibinin avucuna bırak.

Geçerken o kekik kokulu, o yarpuz bürümüş derin vadileri,
Kulak ver rüzgarın fısıltısına, o asırlık taşların masalına...
Aslı’sını arayan dervişin kül olmuş hırkası gibidir bu gurbet üzerimde;
Ne sönmeye rızası var bu kor ateşin, ne de yeniden tutuşacak dermanı kaldı.
Sen sadece git ve bu eğilmeyen vakur sevdayı fısılda gecenin bağrına.

Mardin’e gider turnam; gecenin en derin yerinde konar o eski kapı eşiğine.
Gözlerinde fırtınalar, kanatlarında zemheri bir soğukla kalakalır.
"Git" denmiş bir sevdadan geriye kalan tek nişanedir bu özgür uçuş;
Yemin olsun ki; bu turna o kadim kente vardığından beri,
Bu hüzünlü coğrafyada hiçbir sevdalı yüreğe bir daha asla şafak sökmedi.

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 13.08.2026 20:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!