MANOLYA
Bak yine kendi mevsimindesin,
manolya…
Her dalında apayrı bir kıyamet,
her yaprağında
toprağa düşmeye kıyamadığım o saf masumiyet.
Sen böylesin işte;
bir fırtına esse incinecek kadar narin,
fakat kökleri göğsümün en derininde
sessizce direnen bir sevda kadar kadim.
Sen açınca sadece bahar gelmiyor kente;
içimde yıllardır pas tutmuş o ağır pencere
rüzgârın tek bir dokunuşuyla savruluyor.
Baktıkça, o bembeyaz taç yaprakların arasında
yalnızca senin yüzünü seçiyorum.
Sanki tabiat, hüznünü hafızasına kazımış da
her bahar dallara seni nakşediyor yeniden.
Ben seni bir manolyayı sever gibi seviyorum;
dokunup incitmeden,
mülk edinmeye çalışıp avuçlarımda soldurmadan…
Çi bilirim; kimi güzellikler hapsetmek için değil,
bir insanın ruhuna ömürlük mühür olmak içindir.
Sen, zamanın akışına bıraktığım en zarif izsin.
Çiçeklerin dökülse de kokun siner geceye,
güzelliğin baki kalır.
Fakat bilmezsin;
ben seni o ihtişamlı açılışından değil,
tam da çiçek açarken içine gömdüğün
o sessiz, kırılgan sızıdan sevdim.
Kimsenin uğramadığı o gizli mabede,
bir kuş hafifliğiyle dokundum içimden.
olur da bir gün bütün renkler solar,
bahar bile senden vazgeçerse…
Ben yine gelir, seni o karanlığın içinden çekip alırım.
sen benim için takvimde bir yaprak,
geçip giden bir mevsim değilsin.
Sen,
hangi asır geçerse geçsin
yüreğimin kuytusunda yeniden açan
bir ömürlük manolyasın.
Kayıt Tarihi : 17.09.2026 21:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!