Duydum ki hasta düşmüş dertli yürek sultanı,
Ateş düştü içime Mevla’m tez ver şifayı…
Bu başımın tacıdır bu gönlümün vatanı,
Dostluğu onda gördüm onda gördüm vefayı…
Yüreğimin mezarlıktan farkı yok,
Nankör gözler doyan öldü gömüldü…
Bu dünyanın doğru dürüst çarkı yok,
Sinsi sinsi soyan öldü gömüldü…
“Mehmet Cantekin’e Saygılarımla”
Elli iki yıl oldu ateş düştü haneme,
Gitti Mehmet’im gitti dinmez yürek acısı…
Sen yüreğimin sesi sen sevginin adresi,
Eğme bükme doğruyu gerçeği haykır dilim…
Güzele övgüyü diz ol iyinin nefesi,
İlim irfan derledim sözcük dolu mendilim…
Ahım beni yakar dönerim küle,
Ruhun bile doymaz yürek ahını…
Dönmüşse sırtını bir gül bülbüle,
Karaçalı dinler her gün vahını…
Çok şımarık bay bayan bu zamane zengini,
Emeksiz gelen servet bir hoş etmiş kafayı…
Gözlere para inmiş görmez olmuş engini,
Abartıyor görgüsüz gece gündüz safayı…
Geçmişin gider on bin yıl öncesine,
Birçok efsanede sen varsın,
Zafer akıl ve barış simgesi yaprakların,
Homeros “sıvı altın” demiş yağına,
Zeytin karası gözler melül melül bakarken,
Bayram yapmaz bu gönlüm nasıl geçer vefadan…
Başımdan tüm mevsimler Eylül Eylül akarken,
Can efkâra boğuldu uzak durdu sefadan…
Ölene dek dinmez evlat acısı,
Ateşin yaktığı düştüğü yerdir…
Çöker anne baba kardeş bacısı,
Toprağa gömdüğün candır ciğerdir…
Tüm dünyayı sardı virüs korkusu,
İnsanlığın bu kez işi zor gibi…
Uçtu gitti fakir zengin uykusu,
Tehlike yok bulaşıcı çor gibi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!