Var git sülük bölük bölük oldunuz,
Soframıza aç kurt gibi daldınız…
Arsız yüzsüz şehir köye doldunuz,
Rızkımızı lokmamızı çaldınız…
Gönül hele var yaslan yüce Nemrut Dağına,
Mazinin izine bak ara Kâhta düzünde…
Geldi geçti gençliğin bahçesinde bağında,
Neler yükselmiş neler o toprağın yüzünde…
Vurdum sırta sevda dolu heybemi,
Gidiyorum bu saf gönül yaralı…
Görmez oldu nazlı yârim sobemi,
Görüyorum ipek saçlar taralı…
Vefasız ordusu dökülür oldu,
Namertlik boy vermiş boğuyor zaman…
Mazlumun başına çökülür oldu,
Karanlıkta çakal doğuyor yaman…
Ateş düşsün ocağına,
Mecbur ettin gurbet ele…
Kardeş düşsün kucağına,
Gözün yaşı dönsün sele…
Gel gör dostum umut yitik dalgını,
İsyanı var kör talihe kadere…
Dert bin iken karşılıyor salgını,
Direniyor başa çökmüş kedere…
Tedbirli ol yok bu işin şakası,
Hasta dönmüş virüs yüklü kervana…
On binleri geçti ölüm vakası,
Lanet derler böyle kötü devrana…
VÜCUT KURDUDUR ŞEKER
Bir davetsiz misafir vücut kurdudur şeker,
On yıldır bedenimde yavaş yavaş yer beni…
Mezarlığa döndürdü dönüp duruyor teker,
Düşmandan yaman düşman geldi buldu şer beni…
Dilin geçsin karışı o şom ağzın köpürsün,
Seni seveni küçült çek düştüğün çukura…
Saç etrafa pisliği annen baban süpürsün,
Kıskançlık dumur etmiş tersten girdin parkura…
Çıkarına köle olmuş kadılar,
Kara giydi elinizde terazi…
Edep verir anne baba dadılar,
Hep hamsınız nasıl tarla arazi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!