Masmavi gökyüzünü karabulutlar almış,
Dürüst garip haneler gam kederin durağı…
Her akıllı tahtaya faiz hesabı dalmış,
Şeytan dediğin bu gün tefecinin çırağı…
Gurbet elde bu gönlüm çıktı Nemrut Dağına,
Yücelerden bakıyor Kâhta’nın Ovasına…
Acımadan kıymışlar bahçesine bağına,
Annem babam Mehmet’im hayrandı havasına…
Kâhta’nın düzünde oy acı bir yel esiyor,
Gizli gizli akıyor yüreğime gözyaşım…
Ayaz olmuş acılar jilet gibi kesiyor,
Ellerimden tutmuyor artık canım kandaşım…
Kar altında kaldırımda bir âşık,
Tek yareni solgun sokak lambası…
Pencerede ne yâri var ne ışık,
Boynu bükük zemheride çabası…
Hüzün taşır akrep ile yelkovan,
Haydi durma sıva balçıkla güneşi,
Kapat düğmesini sönsün ışıldak…
Zifiri karanlık saklar kalleşi,
Yürüt işlerini yürüt fırıldak…
Bizim köyün boş mektebin koyunu,
Sürü ile eştir derdi ahvali…
Beyni sezmez gözü görmez oyunu,
Yolu çizer cingöz çoban kavalı…
Haber verin tatlı sözlü babama,
Çıktım yola geliyorum Kâhta’ya…
Güller derin yiğit özlü obama,
Çıktım yola geliyorum Kâhta’ya…
Dil bir karış kulak uydu çanağı,
Piyangodan çıktı bana bu komşu…
Konuşunca balon olur yanağı,
Piyangodan çıktı bana bu komşu…
Azgın itin keskin azı dişleri,
Tenimizde kan kırmızı iz yaptı…
Üstlendiler bütün kirli işleri,
Sorgularda direnç bizi biz yaptı…
Gece gündüz köşe bucak pustular,
Cahil ve açgözlüler kıskacında hayat,
Kanlı kirli ellerin sancısı,
Yüreğimizdeki hoyrat ağrı…
Boşanmış zincirlerinden vahşet,
Coğrafyamız kan gölü yine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!