Boz yamaçta garip meşe ağacı,
Hasret attı geldim Nemrut Dağıma…
Gel ol dilsiz hicranımın ilacı,
Hüzün ekti zalim gönül bağıma…
Gölgendeyim dallarında serçe var,
Mercan gözlü gül yüzlü sevgili,
Nisan’da bir ikindi vakti,
Bulutlar başımıza tüm suyunu bıraktı,
Oldular deli fişek,
Yeri göğü inleten onlarca şimşek,
Çok korktun sarıldın bana,
Uzman oldun kuru sıkı atarsın,
Tereciye çürük tere satarsın,
Bir doğruya bin yalanı katarsın,
Kendi azan lafı azan lafazan…
Gönlümün dermanı kara gözlerin,
Mahşere kalma yar bu Dünya’da gel…
Ölümü diriltir şirin sözlerin,
Mahşere kalma yar bu Dünya’da gel…
ONURSUZ
Erdem yoksunluğu kullara kulluk,
Çulunuza bakan bir insan sandı…
Ömrünüz üç kuruş beş altı pulluk,
Yolunuza çıkan lanetle andı…
Yıllar geliştirdi boyun bedenin,
Beynin aynı yerde yapar patinaj…
Tükenmez bahanen bitmez nedenin,
Fesat kalbin şerde yapar patinaj…
Pembeler giyinmiş gül yüzlü yârim,
Kapansın kem gözler nazar değmesin…
İlkbahar gülüşlüm bal sözlü yârim,
Kapansın kem gözler nazar değmesin…
Uzaktan uzağa el etme bana,
Çağ dışı eğitim kurumları,
Tek tip yetiştirme fabrikası,
Nefret üretim merkezi satılık basın,
El ele ekiyorlar beynimize,
Zehirli kin tohumlarını,
Aynı matbuat baskısı…
Pamuk eller yakalara yapışın,
Sahte değil adam gibi kapışın,
Yer yumuşak yorulunca apışın,
İlacı yok doğru yolda sapışın…
Mevsim soğuk kapkaranlık gökyüzü,
Hüzün sardı bu Aralık gecesi…
Ayrılığa kan ağlıyor dağ düzü,
Dön gel artık yüreğimin ecesi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!