1985 Yılında Yozgat’ın yukarınohutlu mah. doğmuş. Babası Devlet memuru Annesi ise ev hanımıdır. Eğitimine 1992 Yılında Esentepe ilköğretim okulunda başlamıştır. Daha sonra oradaki adresinden bir ilerideki mahalleye taşınmış ve ortaokuluna Erdoğan Akdağ İlkokulunda devam etmiştir. Orta Okulu Bitirmesinin Akabinde Endüstri Meslek Lisesine Yazılmış Ancak Eğitim Hayatı Yerine Meslek Hayatını Tercih Ederek 2000 Yılında Bir Matbaacı yanında çırak olarak çalışmaya başlamıştır. Bu Arada Grafik Tasarım Programları Corel Draw ve Photoshop Programlarında Kendini Geliştirmiştir. Matbaacılık mesleğinden Ayrıldıkdan hemen sonra PVC işleri yapan bir firmada işe başlamış, ordada kendini geliştirerek. Kendine yeni bir meslek edinmiştir. Ve işten ayrılmasının akabinde birkaç gün geçmeden Eski işyeri olan matbaa dan tekrar çağarılarak matbaada işe başlamış ve 2005 Yılında Vatani Görevini Yapmak Üzere Manisa Kırkağaç 6.J.K. Er eğitim Alayına Katılmış ve 68 Gün Eğitimin Sonunda Usta Birliğine Katılmak Üzere Manisa’dan Ayrılarak Evine Dönmüş ve Oradanda Hakkari / Yüksekova / Esendere 8.J. Sınır Blk. Komutanlığına Katılarak 11 Ay izinsiz olarak vatani görevini bitirerek. Tekrar evine dönmüştür. Bir süre iş aradıkdan sonra Şuanki İşyeri Olan Gündüz Reklam Ajansında Grafiker Olarak işe başlayarak Ticaret Hayatında Yeni Bir Adım Atmış ve Halen Aynı Ajansda Meslek Hayatına Devam Etmektedir.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!