Ne bir fırtına koptu, ne sarsıldı yer,
Usulca kapattı kapıyı, incinmiş bir misafir gibi.
Biz onu yıkılmaz, taştan bir kale sanırken,
Bir nefesle dağılan sırçadan bir köşkmeş dibi.
Kibrimizin gölgesinde unuttuk şefkati,
Sustuk... Ve nihayetinde, aşk bize küstü.
Şimdi odalarda geziniyor o yabancı sessizlik,
Gözlerimiz birbirine değmekten yorgun.
Aynı çatı altında, en uzak iki sürgünüz;
Ne sen dünün gibisin, ne de ben o vurgun.
Kurudu kelimeler dudaklarımızın kıyısında,
Cümleler yarım kaldı, aşk bize küstü.
Suladığımız umutlar çoktan kışa teslim,
Kuşlar bile uğramaz oldu pervazımıza.
Nasıl da hoyratça harcadık o güzelim sabahları,
Yazık ettik en aydınlık, en masum çağımıza.
Biz haklı çıkma telaşıyla ezerken tomurcukları,
Güller boyun büktü, aşk bize küstü.
Şimdi hatıralar kaldı, o da bir avuç kül,
Ne geriye dönecek yüzümüz var, ne mecal.
Bir zamanlar yıldızları kıskandıran o ateş,
Şimdi rüzgârın önünde savrulan solgun bir hayal.
Geç kaldık dertlenmeye, vakit çoktan akşam,
Biz birbirimize ziyan olduk, aşk bize küstü.
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 13:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kıymetini bilemediğim aşklarıma




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!