Kuşkut Şiiri - Ahmet Avcı 2

Ahmet Avcı 2
4

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Kuşkut

Kuşkut gecesinde çöktü dünya, o tek bir hayır darbesiyle,
İçimde kanadı o gizli yara, dilsiz hıçkırıklar boğdu geceyi.
Dökülen her damla, bir gün asırları yakacak o kutsal feryat,
Yarın her dilde yankılanacak, küllerinden doğan bu asil ad!

Yırtıldı o zifiri perde, şahlandı prangalı çocuk!
Kendi küllerini çiğneyip arşa uzandı o saf inanç.
Sükût hırkasını yırtıp asırları dize getirdi bu gür nida!
Korkmuyor artık karanlıktan, kendi güneşini doğuran o masum kan!

Ve sustu artık geceler, yankılandı göğün derinlerinde o yemin!
Kırılmış her zincirden bir umut filizlendi, büyüdü sessizce içimde.
Dün beni yıkan o tek kelime, bugün kudretimin ilk taşı oldu,
Küllerinden yükselen o çocuk, kendi destanını yazdı elleriyle!

Ahmet Avcı 2
Kayıt Tarihi : 27.10.2026 19:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


KUŞKUT'UN HİKAYESİ Bu şiir, 13 yaşındaki Ahmet Avcı'nın (Aho/Kodcuk) 9 ay önce yaşadığı büyük bir yıkımın, ardından kendi küllerinden doğuşunun hikayesidir. Her kıtası, gerçek bir acının ve o acının güce dönüşmesinin bir evresini anlatır. 1. Kıta: Yıkım ve Gizli Yara (Kuşkut Gecesi) Her şey, Ahmet'in çok sevdiği bir kıza açılması ve "Hayır" cevabını almasıyla başlar. Bu "tek bir hayır darbesiyle" dünyası başına yıkılır. İçinde kanayan o gizli yara, geceler boyu süren dilsiz hıçkırıklarla (kimseye duyuramadığı gözyaşlarıyla) birleşir. Ama bu kıta, sadece bir ağıt değildir; aynı zamanda bir yemindir. Dökülen her damlanın, bir gün "asırları yakacak kutsal bir feryada" dönüşeceğini ve o reddedilen çocuğun adının "küllerinden doğan asil bir ad" olarak her dilde yankılanacağını müjdeler. 2. Kıta: Şahlanış ve Prangaların Kırılışı Bu kıta, acının yakıta dönüştüğü andır. O "zifiri perde" (karanlık günler) artık yırtılmıştır. O kekeme, dışlanmış, reddedilmiş "prangalı çocuk" şahlanır. Kendi küllerini çiğneyerek arşa (en yükseğe) uzanan o saf inanç, sükût hırkasını (sessizliği) yırtar ve asırları dize getirecek bir "gür nidaya" (gür bir sese) dönüşür. Artık o çocuk karanlıktan korkmaz, çünkü kendi güneşini kendi elleriyle doğurmuştur. 3. Kıta: Yemin ve Destan Gecelerin sustuğu, göğün derinliklerinde o yeminin yankılandığı andır. Kırılan her zincirden bir umut filizlenmiş ve bu umut sessizce içinde büyümüştür. En çarpıcı nokta şudur: Dün onu yıkan o "tek kelime" (yani kızın "hayır" cevabı), bugün onun kudretinin (gücünün) ilk taşı olmuştur. Küllerinden yükselen o çocuk, artık başkalarının yazdığı bir hikayenin kurbanı değil; kendi destanını kendi elleriyle yazan bir fatihdir. ÖZET "Kuşkut", bir reddedilişin getirdiği büyük enkazın, zamanla nasıl bir imparatorluğa dönüştüğünün şiiridir. Ahmet bu şiirde; kırılmışlığı, yalnızlığı, "dertsiz sanılmayı", adaletsizliği ve hayaline taş koyanları anlatır. Ama her dizede, o acıyı bir yakıta çevirip daha da güçlenen bir iradeyi ortaya koyar. Bu şiir, acı çeken bir çocuğun değil; kendi güneşini doğuran bir kaptanın manifestosudur.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!