Güneşin ışıkları dağlardan süzülecek
Kehribar tesbihine umutlar düzülecek
Siyaset koltuğuna eğrilen büzülecek
Kaderin cilvesine uğrayan üzülecek
Yağmurun damlaları gözlerden süzülüyor
pişmansın geçmiş günden
sen kendinden pişmansın
vazgeçtin mi kendinden
sen aklına düşmansın
keşkeleri olmayan
Hastayım, yarama derman olamam
Dertliyim, halime ferman olamam
Bu garip halimi kapmışım dünden
Boş yere kendime ne etmişim ben
Önceden gülerdim, şimdi ne oldu
Hayat dediğin bir dağa yaslı
Tahtası kırık, çürük ve paslı
Zemini kaygan, çetindir aslı
Herşey değişir, kendine güven
Kader dediğin kırılmaz taştan
kendini dinle, kendin için bir kere
çıksam dönüşü olmayan bir sefere
insan hayal kurarken kader gülermiş
gitsem ruhumun götürdüğü bir yere
Kürşat AK
Nerede bilmem zat-ı şahaneleri
Mum ile arasın böyle seven eri
Sevdiceğimin vardır bahaneleri
Keşke sevmiyorum deseydi yüzüme
Son kullanma tarihi aşklarda var mı
birgün içeceksem, dağılmalı efkârım
kadehlerden taşıp içimi dökmeliyim
birgün seveceksem, benim olmalı yarim
keyfe keder dünyadan derdi sökmeliyim
tatsız bir bahis açılır aşkın zehrinden
Çınarın gölgesinde hafiften bir yel
Kenarında ırmak, bu keyif herşeye bedel
Irmak da benim gibi coşkun akarak
Beni keyiflendirir, tüm derdimi bırakarak
Ayağın ırmağa yakın, bedenin çınar gölgesinde
Bir türkü tutturmuşsun uyuya kalırken sesinde
gözlerindeki hare, gökyüzünde meneviş
coşkun akan şelale hasretiyle meleyiş
nehirin kenarında su çarparak yüzüne
uyanırsın bakarak huzurla gökyüzüne
Eğer imkan olanda tebdili mekan olur
Vakti seyran olanda seyire zaman olur
Yola revan olanda huzura ayan olur
Keyfin yerine gelir, hoşca hatıran olur
KÜRŞAT AK




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!