Bir bahçe vardı
Filizlenen tohumların,
Yoktu bi' ardı.
Dört mevsim bahar yaşardı
Hiç ummazdı bu bahçe,
bilmem, kaç kere göğü yardım
dokundum yıldızlara
ve kaç kere çakıldım — son hızla
“bana bihabersin” deme
Soyunuyor dalların kışa
Dökülüyor yaprakların.
Açıyorum da avuçlarımı,
Yumuyorum hiçliğe.
Rüzgar alıp götürüyor,
Gözlerimi kapadığımda,
Buluştuğum diyarlar hiç masum değil
Tutuşturur da yakar ciğerlerimi,
Yaklaşma sevgili, sen de yanma.
Uç git buralardan,
beni gerçekten gördün mü?
yoksa sadece gidemeyecek biri miydim?
elini uzatınca elinde kalacak kadar
zayıf ve kalmaklı mı baktı gözlerim?
ben seni düşündüm,
Bir merdiven büyüttüm cebimde,
Basamakları balık pullarından.
Her çıktığımda biraz daha deniz oldum,
Ayaklarımda yosun, aklımda kuşlar.
Gökyüzü dün gece yer değiştirdi,
Kimsenin gölgesi üzerime düşmüyor
Canımın içi, söyle
Söyle, n'aparım ben bu kimsesizlikle
Etrafımdakiler bir toz bulutundan hallice
Nereye gideyim şimdi, söyle
Hangi şehir kabul eder beni?
ben onun sırtında büyüyen şeyim
vicdan dediklerinde susuyorum
çünkü o kelime bana küçük geliyor
ben geldim
o doğduğunu sandı
Gençliğimin tam baharında,
Heves etmeyi ayıp sananlara,
İçimde durmadan açan o çocuğun
Sesini kısanlara kırgınım.
Neşemi fazla bulanlara,
Aslında Meyus pek göz önündeydi.
Evet belki biraz kendi halindeydi,
Diğerlerinin aklı beşse
Meyus’un aklı bi’ beş karış daha yükseklerdeydi.
Belki çok karanlıkta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!