bilmem, kaç kere göğü yardım
dokundum yıldızlara
ve kaç kere çakıldım — son hızla
“bana bihabersin” deme
Soyunuyor dalların kışa
Dökülüyor yaprakların.
Açıyorum da avuçlarımı,
Yumuyorum hiçliğe.
Rüzgar alıp götürüyor,
Kapının eşiğinde bekleyen ayakkabılar,
Bir süredir kimseyi özlemiyor.
Mutfakta
Dünden kalmış sessizlik
Tencerenin kapağını örtmüş.
Kimsenin gölgesi üzerime düşmüyor
Canımın içi, söyle
Söyle, n'aparım ben bu kimsesizlikle
Etrafımdakiler bir toz bulutundan hallice
Nereye gideyim şimdi, söyle
Hangi şehir kabul eder beni?
ben onun sırtında büyüyen şeyim
vicdan dediklerinde susuyorum
çünkü o kelime bana küçük geliyor
ben geldim
o doğduğunu sandı
Aslında Meyus pek göz önündeydi.
Evet belki biraz kendi halindeydi,
Diğerlerinin aklı beşse
Meyus’un aklı bi’ beş karış daha yükseklerdeydi.
Belki çok karanlıkta
Göğüs kafesimi parçalarcasına,
Şişen ciğerlerimin, hiddeti kime?
Neye böylesine tıkanır da nefesim
Düğüm eder boğazımı söyle.
Her mevsimi, çıplaklığıyla selamlar dallarım,
Bugün varım, kahretsin yarın da öyle.
Bana,
Kapıyı kapatırken çıkan sesi bırak.
Ben bir evin
En çok ayrılırken konuştuğunu öğrendim.
Sen,
Kasabanın en sessiz düellosu bendim.
Öğle güneşi,
Meydanın ortasına
Her şeyi eşit dağıtırdı.
Gölgemi bile.
Bir serçeyle
Aynı saatte uyandım yıllarca.
İkimiz de
Kimseyi beklemiyorduk.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!