Bir gönül üşümesi bu.
Gece,
ocağın başında diz çökmüş.
Avuçlarımda
sönmüş bir narın sıcaklığı.
Eğildikçe ateşe
yüzüme kül yağıyor.
Kirpiklerimde gri bir akşam,
dilimde yanmış odun tadı.
Bacadan çıkan duman
göğe varmıyor artık,
evin içinde dönüp duruyor,
eski bir elbisenin
unutulmuş kokusu gibi.
Pencerede bir ayaz.
Camın öte yanında
bir sandalye,
masada iki kişilik sessizlik.
Çayın yüzünde
soğuk bir halka büyüyor.
Kaşığın ucunda
bir ses kalmış
dokunsam kırılacak.
Senin ellerin
sobanın demiri kadar yakındı.
Dokunduğum yerde
kış açtı.
Bir mendilin katında
saklanmış kar gibi
erimedi hiçbir şey,
yalnızca biçimini değiştirdi.
Sabaha karşı
ocağın içinden
ince bir çıtırtı geldi.
Bir dal mı kırıldı,
yoksa yıllardır
orada bekleyen bir şey mi?
Elimi külün içine soktum.
Bir avuç sıcaklık aradım.
Parmaklarımın arasından
geçen yalnızca
karanlıktı.
Sonra kapıyı açtım.
Sokak,
geceden kalma bir bıçak gibi
sessizdi.
Eşiğe biriken karda
iki ayak izi vardı.
Biri bana doğru gelmiş,
öteki
içimden çıkıp gitmiş.
Kayıt Tarihi : 8.10.2026 10:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!