Yoktun ya; yokluğun bir büyük boşluktu.
Bir kraterdi sanki,
Göktaşı çarpmasından arta kalan.
Ardından gürültü, ardından toz bulutu,
Sonra sessizlik.
Senin gidişin de öyleydi.
İnsan, en çok o sessizlikte anlıyor eksilmeyi.
Öyle sıradan bir eksilme değil;
Sarsıntısı önce duyulan,
Sonra uzun süre dinmeyen bir çöküş hâli.
Yokluğun, sadece bir kişinin olmaması değildi.
Alışkanlıkların yerinden oynamasıydı.
Günün belli saatlerinde boş kalan bir yer,
Söylenmeyen bir cümle,
Paylaşılmayan bir düşünce.
Krater dediğim şey tam da buydu:
Hayatın akışında açılmış,
Etrafındaki her şeyi kendine doğru çeken bir çukur.
İçine baktıkça kararan,
Bakmadıkça daha da derinleşen.
İnsan önce o boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Başka seslerle, başka yüzlerle, başka uğraşlarla.
Sonra bir gün fark ediyorsun:
O krater artık sadece acıtmıyor.
Orası, seni sen yapan bir coğrafyanın parçası olmuş.
Etrafında yürümeyi öğreniyorsun.
Hatta bazen içine düşmeden kenarında oturup geçmişi seyrediyorsun.
Acı azalıyor belki ama iz kalıyor.
Ve o iz, yıkımdan çok dönüşümü anlatmaya başlıyor.
Yokluğun büyük bir boşluktu.
Ama o boşluk, bana kalbimin ne kadar genişleyebildiğini de öğretti.
Çarpışmalar yeryüzünü değiştirir.
İnsan da değişir.
Ve bazen bir krater,
Yıkımın değil,
Derinleşmenin adıdır.
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 23:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!