Deden köylüydü oğul,
Onun babasıda,
Süveyş kanalında şehit olmadan.
Soramadık gerisini bulupta.
Yer sofrasında bir tencere,
Tahta kaşıklar çarpışır içinde.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Çok içten çok saimi çok sıcak
ifadeler şiiri okurken su gibi
takıntısız pürüzsüz satır geçişleri
mükemmel
finişe yaklaştıkca heycanı artıran
bir paylaşım olmuş
kutlarım şair yüreğini
salim erben
ishak özlü kardeşimin bu uzun şiirinde içimde yaşattığım ve çocukluk dönemlerimde yaşadığım ve şu an özlemini çektiğim bir hayatı buldum.asaleti güzelliğği ve diğergamlığı buldum.temizliği, nezaketi efendiliği buldum.teşekkürler dostum.
Neresini alsam bilmem ki !
...........
Şiirlerin kalıcı olması için bir yönüyle şairin şiirlerinde kullandığı kelimelere geçmişe ve geleceğe uzanan, çağları kuşatan bize özgü bir gömlek giydirmesiyle bağlantılıdır. Şiiri bugün okuyan da yüzyıl sonra okuyan da kendini, kendi sesini bulmalı onda. Bu da şairin hem kendi devrinde hem de daha sonraki dönemlerde uzun soluklu olarak yaşamasını sağlar.
Tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum.
Selamlar.
.
Emeğinize, yüreğinize sağlık, tebrikler.
Suna Doğanay
köyü yaşamayan insan bence dünyada yaşamamış sayılır çükü her şeyin en güzeli köydedir
çok güzel bir şiir tebrikler
abi bir kaç gündür antolojiye pek gelemiyordum.
sen ne yapmışsın böyle ya.
kimi anlatmışsın.
vallahide billahide bizi anlatmışsın.
her şey dediğin gibi.
çok duygulandım.
gözlerimin önünde bizim köyün eski halleri geldi.
bizim orada sap toplamaya yarayan üç dişli alete anadut derler abi.
buğdayın içinde döğüldüğü o taştan oyulmuş şeyede sohu taşı derler.
onu döğdüğümüz alete de tokmak deriz.
ince mehmeti biz ilkin arkası yarın programında dinlemiştik.
hem lüx yerel adıyla löküz olan köyün zenginlerinden sayılırdı.
gaz lambalarının numarası bile insanların ekonomik durumunu belirliyordu.
7 numara 9 numara 14 numara.
valla abi çok duygulandım.
kutlarım.
Sevda aylık,yıllık değildir,
Yazdın mı yüreğine,
Bir ömür kimseler silemez,
Götürürsün kefen içinde sonsuza.
siiri bütünü harika son dötlük bütün güzellikleri cok güzel özetlemis harika bir siir üstadim beni 7 yasima götürdünüz hersey sevgiyle güzel oluyor varlikta da yoklukta da sevgi sart olmaz olmuyor üstadim birde Tuncay üstadimizin dedigi gibi bir cok güzelligi islemissiniz biz ne yapariz simdi:) sevgi ve sagilarimla hürmetler
Sevgili kardeşim sen ne yaptın sana coş dedikde böylemi dedik şiirlere sermaya nerden bulacağız hepsini dökmüşsün ortaya hiç bir şey kalmamış o yüreğindeki sıcaklığı daha yakından hissettirdin aldın beni otuz yıl geriye götürdün o anları yeniden yaşattığın için çok çok teşekür ederim dilerim gençler bunu dikkatlice üç dört defa okurlar gerçek yaşantıların gerçeği hayal ürünü sanmasınlar dedelerimizin ninelerimizin anne ve babalarımızın 40 yaşın üzerinde olan herkes bu gerçekleri yaşamıştır güzel bir duygu nesillere ders olacak bir eser kalemine yüreğine sağlık kutlarım o güçlü kalemin daim olsun gönül dolusu sevgi ve saygılarımı sunarım selamlar
Tuncay Akdeniz
nerden başladık nerde bittik aynı bir film izlemişim gibi geldi yüregine saglık ishak bey ellerine saglık zevkle okudum.sevgiler
derin ince ve dosdoğru.tebrikler
fidan
Bu şiir ile ilgili 18 tane yorum bulunmakta