Koridor Şiiri - Yücel Kayıran

Yücel Kayıran
4

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Koridor

Yağmur yağıyordu, sonra eve döndüm
kendimi dışarıya bırakmakla perişan
zamanın harf harf düşmesine baktım
göğün morarmış yüzüyle bel vermesine

Kızılordu Korosu, Mahzuni Şerif, Kitaro
dönemiyorum yüksek volümden kendime
bir duvar ördüm sesin içindeki büyüden
bir fanus, dokunmak için kendi elime

yatıp uyudum, uyumak böyle bir şey
açılmak gövdeden kayıkla rüyadan sulara
ama uyanmak yok mu? aydınlığa bulanmak
çarpa çarpa o etten duvara

gidip su içtim bakarak bardağın dibine
bir suret çizdim sonra yapıştırdım tenime
biçe biçe hafızadaki kumaştan
bir yazgı kuruyor her insan kendine

Galiba yüzümü yıkıyordum, elim suda
eve dönmüş olmakla perişan
pencereden kendime baktım: nefes!
göğsümde cereyan yapan bir fırtına

Yücel Kayıran
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yasemin Yasmin
    Yasemin Yasmin

    biçe biçe hafızadaki kumaştan
    bir yazgı kuruyor her insan kendine

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    Efendim,
    usta bir camcı elindeki malzemeden bazen,salt süs için çok nadide bir biblo, bazen de evinde kullanabileceği bir lamba yapar.Her iki yaratının ortak özelliği; usta elinden çıkmış,aynı malzemeden üretilmiş ve güzel değilse bile iyi ürün olmalarıdır.
    Bu cümleden olarak,kimi şair malzemesinin tümünü çok ciddi şiirlere harcar,dökülen yongaları toplayıp atar; Ahmet Haşim,Yahya Kemal, Ahmet Muhip,Ahmet Arif...gibiler bu gruba girer.Bu şairlerin laf olsun türünden şiirleri yoktur; oysa Nazım,Necip Fazıl,Cahit Kulebi,Attila İlhan,Ülkü Tamer...vs gibi şairler ise ellerindeki malzemenin hiçbir kıymığını boşa harcamak istemezler; küçük de olsa çıkarabilecekleri her türlü ürünü çıkarırlar bu artık malzemelerden.Zaten ulaştıkları kültür ve dil zevki normal konuşmalarını bile şiirleştirmiştir.
    Şimdi,yukarıda şiiri asılı şair de bunların (İkincilerin) yolundadır.Şairimiz belirli bir şiir dili oluşturmuş,imgeye,eğretilemelere,teşbih ya da mecazlara ihtiyaç duymadan en insani haliyle fısıldasa sözü şiire dönüştürebilmektedir.Siz istediğiniz kadar beğenmeyin,Türk edebiyatı bu delikanlıya kayıtsız kalmayacaktır. Gelecek kuşaklar,belki sevgilisinin gözlerine bakarak Yücel kayıran şiirlerini okumayacaklardır; ama şiire bulaşmış, iflah olmaz her gönül ehli bu şiirlerdeki üst dili görecek ve bu şiirlerden feyz alacaktır.Edebiyatta buna 'sehl-i mümteni derler; kolay gibi görünüp de zor yazılan şiirlerdir.Bence şaire haksızlık ediyoruz; karşımızda şair gibi bir şair duruyor ve birçok şiirsever ne yazık ki onu görmezden gelerek güzelliğinden bir şeyler yitireceğini sanıyor; oysa güzellik nedensizdir.Siz onu sevseniz de sevmeseniz de o orada hep aydınlıktır.Saygılar canlarım.

  • Selim Yiğit
    Selim Yiğit

    uzun cümleler ve ağdalı yorumlara gerek yok diye düşünüyorum. Çok da ilham perilerinin ışığında yürekten fışkırıp kağıtta ruh bulan bir şiire benzemiyor. Nedense hava katmak için zorlamayla bir araya getirilmiş kelimeler ve cümleler....o kadar.

  • Hasan Buldu
    Hasan Buldu

    Yağmur yağıyor
    arap kızı
    pencereden bakıyor...(!)

  • Yüksel Nimet Apel
    Yüksel Nimet Apel

    Koridorlar genellikle loş olur, şair çetrefil bir dil kullanarak, insanın ya da kendi ben'inin tarifini yapmağa çalışırken bir güzellik yaratmış. Şiirin farklı güzelliği yalın bir dil kullanması; buna karşın, şaşırtmacaları enteresan. Şiirin başlığı labirent te olabilirdi ama koridor daha bir müzikal ses veriyor. Osman Tuğluya katılıyorum.
    Seçici kurula ve şaire tebrik ve teşekkürlerimi sunyorum.

  • Cihat Şahin
    Cihat Şahin

    Kızıl ordu korosunun sesinden büyü yapmak veya o, büyülü sese aldanıp gaflet uykusuna yatmak, sonra kızıl ordunun ve kızıl ordu hayallerinin tarih olmasıyla gaflet uykusundan uyanmak, sonra dünya gerçeklerini görmek için ayılmaya çalışmak, o hengamede heyecan ve helecan fırtınalarına tutulmak vs..
    Şairi tebrik ederiz. Yalanların büyüsünden çabuk kurtulup ayılma gayretine girdiği için binler tebrik!
    Şimdi sıra; Fıtrarına muvafık bri tercihte bulunması ve yeni kızıl veya kara yalanların büyülerine kendini kaptırmaması.
    Herkese hayırlı çalışmalar.

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    güzel aslında tarzına uymayanlar olabilir lakin bu da kendine özgü bir tarz. bence güzel imgeler ve irdeleme var. insanın kendi kedi ile konuşması, kendi ruh ve bedenini deşifre etmesi her şaire nasip olmaz objektif bakmak yürek ve cesaret ister.

  • Canan Demirel
    Canan Demirel

    ÇOK BEĞENDİM, KUTLUYORUM...

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Şiirde anlam yükü olmalı.Bu şiiri okuyorum, şiirin özü şu: Döndüm,perişan,baktım, vermesine,eilm suda,perişan,nefes,bir fırtına..KORİDOR nered? Kes yığğını gibi bi şey!Torla topla doldur çuvala!
    AKIL VE MANTIK VEYA SEVGİ DEĞERLERİ neresinde...Ben koridorda dinlenemedim,şair kardeş kolay gelsin.Saygılarımla.Nazır Çiftçi// Ankara
    0210.2010

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    Adam deryaymış kardeşim:



    FENER ALAYI


    gökyüzünde patladı ampul!
    sahile doğru iniyordum
    dalgaların dağılırken köpüklendiğini gördüm

    gizlenmeyi seven bir şey vardı bende
    kaybolan yıldız nereye gider gökyüzünde
    eve dönmek istemiyordum
    yağmur yağıyordu içimde

    ışıl ışıldı cumhuriyet balosu
    garnizon komutanlığının orada
    gördük... yasak bölge, girilmez!
    ince bir çizgi halinde!

    solardı akşamları ampul
    solardı annemin yüzündeki seccade
    dibi görülmeyen çukur
    sendeki bu sessizlik, bu keder
    hüzün değil gurur, demişti
    birahanede gördüğüm beyaz sakallı yaşlı adam
    tutkularla savaşmak zordur
    hatıra girdap halinde iner kalbine

    fener alayı geçiyordu önümüzden
    cumhuriyet balosuna giden erkanı gördük
    bu vakitte ne gezdiğimizi sordular bize
    giysilerimize bakıp sonra sordular bize
    sessizlikti saplanan yüzümüze
    kardeşimin edasındaki kibirsizlik
    çekingenlik değil rahimdi
    -biz babama küçük rakı almaya gelmiştik!

    yağmur başlamıştı, içimde...

    belediye başkanının oğlu Rağıp'ı gördük
    kaymakamın kızını, doktorun karısını
    siyah tayyör içinde bir buhurumeryem
    gözlerinin içinde aşılı gül vardı, onu gördük
    ışık değildi yanıp sönen, rahman
    rahvan yürüyen atların üstünde
    fener taşıyan askerleri gördük
    -biz babama küçük rakı almaya gelmiştik!

    eve dönerken neden iniyordu yeryüzüne
    çarşıya giderken gökyüzüne yükselen gece
    sadece taştı, sadece taş! görünen o karanlıkta
    fener alayı geçerken başkalarının gecesinde

    -ben eve dönemem İbrahim!
    -ben eve dönemem İbrahim!

    nemli soğuktu inen kalbime
    kimse yoktu: kimsesizlik: ten
    birikmişti biriken arkadaşlarımın gözlerinden
    parça parça köpüklenmiş bulut
    göğsüm sis ve duman halinde

    hiç bir gece dönmek istemedim eve!
    karanlığın sonunda doluluk yoktu oysa
    ama hafıza neden zehir
    akıl neden tutkal oldu bana!



    [Beni Hiç Göremezsin]





    Yücel KAYIRAN

TÜM YORUMLAR (15)