Ben bir delikanlıyım Beyoğlu'nda,
Bıyıklarım taze fidan, filiz filiz.
Kaşlarım gergin bir yay, dolu dizgin.
Bakışlarım pek yaman.
Sessiz fırtına...
Naramla şehri inletecek yaştayım.
Gönlümde deli rüzgâr, bir akılsız baştayım.
Gündüzleri dünyada, geceleri başka dünyalarda savaştayım.
Bitmek bilmez bir zorlu yarıştayım...
Gömleğimin üst düğmesi üç sıra açıktır.
Sinemdeki derdimden
gönlüm hep yanıktır.
Çağlasa da gençlik şelalesi,
suyu hep bulanıktır.
Ve insan bu ahvale
her saat, her saniye tanıktır...
Bazen Üsküdar'da
Kız Kulesi'ni süzmekteyim.
Bir nazlı dilber gibi nasılsa süzülür.
Masmavi çarşafıyla
yine kıskandırıyor
gonca gül gibi kızları endamıyla.
Bense çığlık çığlığa bağırıyorum
Boğaz'ın serin sularına...
Üsküdarlı Çakır Ahmet değilim.
Naram külhanbeyliğinden değil,
yani derdimin derininden.
Bir şeyler anlatmaya çalışıyor kalbim,
sanki çıkacak yerinden.
Gönül bu, susmadı, susamadı.
Bir türlü yerinde duramadı.
Gülhane Parkı'nda bir ceviz ağacı olamadı.
Sanki kor ateşler dört bir yanımı sardı.
Çığlıklar atıyorum kalabalıklar ortasında.
Kimsecikler duymuyor, sağır olmuş herkes.
Ölümle geldi sükût, Haydarpaşa Garı'nda.
Sükûtuma kulak kesilmiş herkes...
İşte böyle efendim.
Başlar taş olmuş, taşlarsa baş.
Taşlaşmış başlarla başladı bu savaş.
Gözlerim kurudu artık, gönlümse yaş.
Kör bir ressamın çizdiğidir bu telaş...
© İlyas Payas
İlyas PayasKayıt Tarihi : 26.07.2019 04:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!