Bir adam vardı,
kelimeler
dudaklarının ardında,
kurumuş bir nehrin taşları gibi
dibe çökmüştü.
Yıllar boyunca
sözler boğazında,
kırılmış kemikler gibi
takılı kalmıştı;
gözleri ise
yavaş yavaş
başka bir dile dönüşmüştü.
Belki de bir zamanlar
söylenmemiş bir vedanın,
ya da hiç gelmeyen bir yanıtın
ağırlığıydı bu.
Bir akşam,
karanlığı
geceden daha ağır
bir göğün altında oturdu.
Bulutlar
başının üzerinde
öylesine yakındı ki,
sanki
yeryüzünün hüznünü
yıllarca içlerinde
saklamışlardı.
Adam
bulutlardan birine baktı;
yağmur yağmayı
unutmuş
ağır bir buluta.
Yalnızca göz kapakları
yavaşça kapandı;
sanki gökyüzü
bir anlığına
gözlerinin üzerine
çökmüş gibi.
O günden sonra
kim sorsa:
"Nasıl gidiyor?"
Adam
yalnızca baktı.
Bakışı
sorunun yanından geçip gitti;
taşların arasından
kendi yolunu bulan
bir su gibi.
Gece çöktüğünde
hiçbir şey değişmedi.
Ne bir damla düştü,
ne bir ses yükseldi.
Sabah,
adam hâlâ
aynı yerde oturuyordu.
Geriye
iki göz kalmıştı;
artık
gökyüzüne bakmayan.
Gökyüzü
onların içinde
kalmıştı.
Kayıt Tarihi : 2.11.2026 20:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!