salondaki komilere şöyle bir baktım!.kimler yoktu ki!.teyzeler, yengeler, bohçacı bacılar, kuaför güzelleri, sakallı sakalsız dayılar, emmiler, enişteler, falanlar, filanlar!..
oturmuşlar dizi dizi; pişecek pilavı beklerler!.😀pilav pirinçten olup, Şattülarap’tan gelmiş!..biliyorsunuz, Şattülarap bizim sularımızla yeşerir!.bizim sularımızla büyür hıyarlar, pirinçler, çakırdikenleri!..tarih boyunca böyledir bu!..
pilavı pişiren aşçının, aşçı diploması var mıdır, yok mudur bilemem!..belki de vardır, belki de yok!..belki de gerçektir, belki de sahte!..beni ilgilendirmez doğrusu!..ben pişireceği pilavı hangi tencerede pişireceğine bakarım açıkçası!..mesela tencere, tencereden çok üstü açık varile benziyor!..varilin içinde ateş yakıyor, pirinçleri de içine atıyor; pilav aşçısı!..
hişttt diyorum; pilav öyle pişirilmez; su, tuz, karabiber de eklemelisin!..😀
ne ağaca benzer, ne de buluta.
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta