Acemi bir yağmur iniyor yeryüzüne, taşıyamıyor kirli yüzleri sokaklardan, söndüremiyor içimdeki yangın evlerini. Alaca bir karanlık kana kana susuyor güneşin doğuşuna. Köhne evlerde kalabalıklar, Omuzlarındaki yükler altında ezilmiş çocuklar, Ekmeği elinden alınmış erkekler, Aşına su katılmış kadınlar… Yaşlı nefesler bıraktılar dünyaya. Kulp takmış koluna birileri, Geziyor ismini koyamadığım kaldırımlarda. Yaşlı bastonuyla kırık kırık yürüyen, bir ayağı çukurda olduğu İçin midir bilmem, pabuçlarının arkasına basan kocamış insanlar. Garip gelir bana akşamüstüleri, insanın içine inşirah ferahlığı aratan bir hüzün düşürür. Kulağımda bir güvercin taklası, Gözlerimde baykuş sesleri, Yüreğim, pencere kenarlarında çocukluğunu yitirmiş on beş yaşındaki annelerin sessiz çığlıkları. Hırçın ama yetim bir hıçkırıktır diyebildikleri. Keşke esmese fersah fersah bir telaşta en baştan yaşasak sevgimizi. Belki o zaman daha hızlı tutabiliriz zamanı. Arsız bir gece bizi esir almış bırakmıyor. Akşamlar kaynıyor hasret demliklerinde ve ben sana dökülüyorum. Ceketini asmış insanlık ve cepleri de delik. Gassallar ölüleri değil, ölmeyenleri yıkasın. Temiz dünyalara insin gemiler. Sokaklar dolusu kusuyorum kaldırımları.
Ömer Faruk ÖnalKayıt Tarihi : 1.11.2026 23:03:00
Şiiri Değerlendir
© 2026 – Tüm Hakları Saklıdır.Bu şiirin tüm hakları eser sahibine aittir. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!