Kızıl Divan

Gülhatun Çakırlar Ruhumdan Siirler
77

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Kızıl Divan

KIZIL DİVAN
Kaderin en ayaz gecesinde
hüznün ağır perdesini aralıyorum...
Zifiri karanlığın koynunda boğulurken yankılar,
bölük pörçük, yarım kalmış bütün uykular,
içimde çürüttüğüm sahte teselliler...
Bir ömrün suskunluğunu sırtıma yükleyip
kendimden kendime yürüdüğüm bu son yolda,
adı konmamış bütün vedaları topluyorum.
Bu benim son sürgünüm,
son geri çekilişim...
Eyy hoyrat fırtınalar, savurun küllerimi;
hangi yöne savrulursam savrulayım,
bir yanım hep yangının içinde kalacak.
Bu benim kendi kızıl divanımda
kendime verdiğim son hüküm,
bu benim kendi içimde
son vuruluşum...
⚘────────⚘
Acılarımla kestim zamanın paslı zincirini,
her halkasında başka bir hatıra kanattı içimi.
Değdikçe yarama geçmiş, ruhum bin pare;
ne derman kaldı dilimde, ne merhem avucumda...
Ağlamak artık yalan,
kelimelerse çaresiz birer gölge.
Göğsümün kuytusundan yükselen o çığlık
gecenin duvarlarına çarpa çarpa
sonsuzluğa karışıyor.
Korlar düşüyor yüreğimin yangınına,
ben ateşi söndürmek yerine
küllerini avuçluyorum.
Hece hece dökülüyor dilimden
yarım kalmış bir hasret masalı;
her kelimesi biraz sen,
her susuşu biraz ben...
Bu benim son tükenişim,
son eriyişim...
Eyy hoyrat fırtınalar, savurun küllerimi;
ben zaten çoktan vazgeçtim
kendimi yeniden bulmaktan.
Bu benim kendi kızıl divanımda
kendime verdiğim son hüküm,
bu benim kendi içimde
son vuruluşum...
⚘────────⚘
Adsız bir kavganın adını
yalnızlık koydum.
Dipsiz bir kuyuya bıraktım sesimi;
menfezi çökmüş bir kalbin
içinden geçmeyen dualar gibi
düştü gecenin en karanlık yerine.
Uçuruma düşen bir sesin
son yankısı kaldı bende;
ne çağıran oldu ardından,
ne de dönüp bakan...
Yanan mısraların alev alev efkârı,
kırılmış kanatların damla damla gözyaşı,
suskunluğun göğsümde büyüttüğü
o tarifsiz ağırlık...
Sığınsan yurt değil,
ağlasan matem değil,
konuşsan anlaşılmaz,
sussan kimse bilmez.
Eyy onur kokulu, notasız sabır!
Eyy hakikatin çözülmez bilmecesi!
Sen söyle;
insan kaç kere ölür
kendi içinde,
kimse görmeden?
⚘────────⚘
Ben artık gecenin ardında
bir sabah aramıyorum.
Çünkü bazı geceler vardır,
sabahı doğmadan eskir insan.
Ben kendi karanlığımda
kendi ışığımı söndürdüm.
Kırılan ne varsa sustu içimde;
adı sevda olan ne varsa
birer birer kül oldu.
Şimdi elimde
bir avuç suskunluk,
dilimde yarım kalmış bir dua,
göğsümde kapanmayan bir yara...
Ve biliyorum;
bazı yaralar iyileşmez,
insan yalnızca onlarla yaşamayı öğrenir.
Bu benim son sözüm değil...
Belki de söylenememiş
bütün sözlerimin mezarıdır.
Eyy hoyrat fırtınalar,
savurun artık küllerimi!
Bırakın rüzgâr götürsün
benden geriye ne kaldıysa.
Çünkü bu benim
kendi kızıl divanımda
kendime verdiğim son hüküm...
Ve bu benim
hiç kimsenin duymadığı,
hiç kimsenin bilmediği
son vuruluşum...
Gül Hatun – Ruhumdan Şiirler

Gülhatun Çakırlar Ruhumdan Siirler
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 13:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!