Doğal afetler ve savaşlar. Her ikiside insan kaynaķlı. Güç hastası olanlar; daha çok enerji daha çok toprak ve daha çok ölümlerin nedenleri olurlarken; Rusya ve Ukrayna da olduğu gibi, Doğal afetlerden biri olan Depremlerde önünde sonunda bu güç sahibi iktidar sahibi olanların ihmalkarlığı sadece bununlada kalmıyor rant kazanç vurdum duymazlık görmemezlikten gelme durumları gibi.
Onbinlerce insan öldü. Onbinlerce bina dümdüz oldu ve çıkarları uğruna üç kuruş kazanalım diye malzemeden çalmaları ve nasıl oluyorsa oluyor gece de horul horul uyumaları. Bu insanlar nasıl bir vicdansa artık ve o vicdanla eşlerinin çocuklarının gözlerine utanmadan sıkılmadan nasıl bakıyorlarsa artık...
Dünyadaki siyaseti bir kenara koyalım. Ama Türkiye Cumhuriyeti' in de siyasetçilerden yaptıkları siyasettende nefret etmeye başladım. Kokuşmuşlar ve kokmuşların cenneti oldu bu güzelim ülke bunlar için.
Eskiden kamu kurumlarında dönen dolaplar derlerdi şimdiyse bu dolaplara Kızılay da ilave edildi.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta