Ansızın bastırdı, o sert ayazlar,
Sisli dağ başını, duman bürüdü.
Kederle yoğrulan, çorak diyarlar,
Kimsesiz bir garip, orda yürüdü.
*
Ne bir ses duyulur, ne nefes vardır,
Zincire vurulmuş sanki zamanlar.
Her köşe başında, hüzün duvardır,
Korkuyla titrerken, ulu ormanlar.
*
Birden belirdi, o meçhul gezginci,
Sırtında eskiyen, heybesi dolu.
Parlardı alnında, terden bir inci,
Aydınlık eylerdi, geçtiği yolu.
*
Bakışı keskindi, kılıçtan bile,
Dudakta mühürlü, saklıydı sözü.
Benzerdi çektiği, o kutsal çile,
Güneşi andırır, o kara gözü.
*
Mazlumun ahını, duyan canandı,
Zalime dur diyen, bir hali vardı.
Dolaşır isyanı, asil kandandı,
Cihanı, o sessiz şefkati sardı.
*
Volkanlar kaynardı, derin özünde,
Şimşekler çakardı, o an göklerde.
Fırtına kopardı, bazen yüzünde,
Dermanı olurdu, onulmaz derde.
*
Kurumuş dallara, can suyu verdi,
Yeşerdi bozkırlar, bastığı yerde.
Kaldırdı topraktan, o ağır derdi,
Işıklar sızdırdı, siyah perdeye.
*
Yakacaktı, sönmüş ocakları hep,
Baharı müjdeler, esen yellerle.
Bilinmez gidişe, nedir ki sebep?
Vedalaştı sessiz, yaban ellerle.
*
Tan yeri ağarır, gün döner iken,
Kanatlandı uçtu, sırra karıştı.
Ardında ne iz var, ne batmış diken,
Bir masal misali, gökle barıştı.
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 11:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!