KESB-İ KENDİ
Fevzi Emir Yılmaz
Ellerine düşünce, yüreğime kem baktın,
Senden şifa beklerken içimde ateş yaktın.
Ben sevdanın mahkûmu, sen firârî kaçaktın;
Kanıyorken aşkınla, sırtımdaki bıçaktın.
Kaderde vuslat varken sen ayrılığı seçtin,
Âb-ı hayât dururken âb-ı memâtı içtin.
Sen bu acziyetinle ikimizden de geçtin;
Kimseyi mes’ûl tutma, bu kumaşı sen biçtin.
Gidip başka dillerden pembe yalanlar dinle,
Bir araya gelmemiz mümkün değil seninle.
Çıkmam artık karşına; inan Hakk’a, yeminle…
Yıktın gönül dağımı, gurur duy zaferinle.
Şimdi ister hicâb duy, ister övün kendinle;
İstersen al başını, çöllere düş derdinle.
Ama ne olur beni, son kez olsun bir dinle:
Korkarım “hey hât” deyip kalacaksın virdinle.
Ben de sustum vaktiyle; sanma, suçlu hep sensin.
Sende, Züleyha gibi, Yusuf’a zulmedensin.
İsterse bu günahım hayatımla ödensin;
Beni her seferinde bırakıp giden sensin.
Zaman, bir gün senin de gençliğine kıyacak;
Sanma ki o ışığın ebedî parlayacak.
Bana hak verdiğin gün, en son günün olacak;
O gün nedâmetini cümle âlem duyacak.
Kayıt Tarihi : 31.1.2026 14:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!