Sen aslında yok'sun
Aşk' gönüldeki yaramaz çocuktur!
Sevgi' Gönüldeki Anne!
Saygı ise Gönüldeki Babadır.
Aşk yakar yıkar,
Sevgi yaraları sarar,
Saygı olayın üzerini kapatır...
Eserleri
ANLAYAMAZSIN
Kelimeler dökülür dilinden, Mermere düşmüş cam gibi, Paramparça kelimeler,
Hiçbir şey anlatamaz,
Hiçbir şey anlayamazsın,
Sesin, zincirlere vurulmuştur,
Konuşsanda duyuramazsın
Ellerin kelepçeli, uzansan
Dokunamazsın,
Benim gibi sevmedinki,
Benim gibi sevemedin,
Beni sen, anlayamazsın.
Birtek gözlerin özgürdür,
Sadece bakarsın,
Yıldızlara bakar gibi,
Bulutları izler gibi,
Bir vitrine bakar gibi bakarsın,
Sen durursun olduğun yerde,
O, bütün ihtişamı ile uzaklaşır senden,
Batan bir güneş gibi,
Kayan bir yıldız gibi,
Asi bir nehir gibi
Akıp gider,
Ardına bile bakmamadan,
Dolar gözlerin,
Ama ağlayamazsın
Benim gibi sevmedinki,
Benim gibi sevemedin,
Beni sen, anlayamazsın.
Ve başlar yüreğin sızlamaya,
İçine çekilir, kendini duyarsın,
İncinmişliğinin acısı sarar
Dört bir yanını,
Gülemezsin,
Ne içindeki aşkı öldürebilirsin,
Nede, canına kıyıp ölemezsin,
Kalbinde nefret cümleleri
Dolaşmaya başlar,
Beddualar, dilinin ucuna gelir,
Yutkunur,
Ama edemezsin
Bu, benmiyim deyip,
Bakarsın aynalara da,
Kendini tanıyamazsın,
Benim gibi sevmedinki,
Benim gibi sevemedin,
Beni sen, anlayamazsın ...
FEVZİ EMİR YILMAZ
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!