Fırlattığım ok sinene mi değdi?
Sızlanma hiç boşuna, boyun eğdi!
Zaten senin kibrin başını yedi,
Sen göğsünü siper etmiş olursun!
*
Ben bir değirmenim, çarkım dönüyor,
Sahteyi gerçeğe hasa gömüyor,
Yalancı mumların bir bir sönüyor;
Sen doğruyu eğri tartmış olursun!
*
Kimi kukla vardır, ipleri kopuk,
Dokunsan devrilir, benliği oyuk,
Bekler yıkılmayı, suratı soğuk;
Sen maskeni yüzüne örtmüş olursun!
*
Teneke trampetin gürültüsüyle,
Saçtıkları o zehrin övgüsüyle,
Bir yaygara koparmış görgüsüyle;
Sen kendini bilge satmış olursun!
*
Cahilin tek derdi kuru gösteriş,
Koltuk sevdasıdır en büyük yarış,
İkisi birleşse kalmaz hiç barış;
Sen ruhunu pula katmış olursun!
*
Salladığım kırbaç sırtına indi!
Köpüren öfken de bir anda dindi,
Hakikat tokadı yüzüne bindi;
Sen haddini çoktan aşmış olursun!
*
Ben bir fırtınayım, esip gürleyen,
Çürümüş ne varsa silip küreyen,
Karanlık yollarda korkusuz yürüyen;
Sen gölgeni dev sanıp şaşmış olursun!
*
Kimi saray vardır, temeli çürük,
Üflesen dağılır, içi ne büyük,
Yıkılmak içindir o koca höyük;
Sen kibrinle çukura düşmüş olursun!
*
Çatlak zurnaların cırtlak sesiyle,
Attıkları iftira nefesiyle,
Bir taşlama tutturmuş hevesiyle;
Sen boyundan büyük coşmuş olursun!
*
Yobazın serveti yalan dolandır,
Paranın kıblesi sahte olandır,
İkisi buluşsa dünya talandır;
Sen de bu kervana koşmuş olursun!
Kayıt Tarihi : 1.11.2026 11:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!