Kendime dargınım
Yıllar yılı kovaladı durmadan,
Bir gün bile eksilmedi bu sızım.
Gittin ama gitmiyorsun aklımdan,
Sensiz geçen baharıma kış derim.
Sevmek neymiş, sevilmek ne, seninle,
Tattım o en kutsal, derin duyguyu.
Şimdi yalnız kaldım kendi sesimle,
Böldü yokluğun o tatlı uykuyu.
Sana kızmam, suç tamamen bendedir,
Kırık kalbim şimdi sana dilsizdir.
Bu dargınlık inan başka yerdedir,
Ben sana değil, kendime dargınım.
Mahmut BOZKURT
Mahmut BozkurtKayıt Tarihi : 21.09.2026 14:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yıllar akıp giderken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı Tarık. Şehrin kalabalık sokaklarında, başını alıp giden takvim yapraklarının arasında hep aynı sızıyla yaşamıştı. Ne zaman bahar gelse, ağaçlar çiçek açsa, onun içi hep ayazdı, hep kış kıyametti. Çünkü onun baharı da, yazı da Eylül’ün gitmesiyle son bulmuştu.Eylül, Tarık’ın hayatına girdiğinde ona sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu, o güne kadar hiç tatmadığı en kutsal ve derin duygularla öğretmişti. Onun yanındayken dünya daha parlak, geceler daha huzurluydu. Tarık, onun aşkıyla en tatlı uykulara dalar, hayata güvenle bakardı. Ancak insan, elindekinin kıymetini bazen sadece kaybetme korkusu kapıyı çaldığında ya da o kapı tamamen kapandığında anlardı.Tarık, o dönemlerde kendi dünyasının karmaşasına, gururuna ve yersiz korkularına yenik düşmüştü. Eylül’ün çırpınışlarını, "Buradayım, elimi tut" diyen sessiz çığlıklarını göremeyecek kadar körleşmişti. Sonunda Eylül, kalbinde derin bir kırgınlıkla, sessizce yürüyüp gitmişti. Gitmişti gitmesine ama Tarık’ın aklından, fikrinden, aldığı nefesten bir gün bile çıkmamıştı. Onun yokluğu, Tarık'ın o güne kadar uyuduğu o huzurlu, tatlı uykuları kabusa çevirmiş, gecelerini bölüp durmuştu.Yıllar sonra Tarık, artık bomboş kalan evinde sadece kendi sesinin yankısıyla baş başa kaldığında gerçeği tüm çıplaklığıyla gördü. İçinde Eylül’e karşı en ufak bir öfke, bir kızgınlık yoktu. O, tertemiz sevmiş ve gitmesi gerektiği an gitmişti. Kalbi kırılmıştı bir kere ve artık Tarık’a söyleyecek tek bir sözü bile kalmamıştı; dilsizleşmişti.Tarık masanın başına oturdu, eline kalemi aldı. Gözlerinden süzülen damlalar kağıda düşerken, içindeki o amansız hesaplaşmayı mısralara döktü. Bu hüzün, bir başkasına duyulan sitemden değil, insanın kendi elleriyle yıktığı mutluluğun yarattığı o ağır pişmanlıktandı. Kalemi kağıdın üzerinde son kez oynattı ve hikayesini o son gerçekle mühürledi:"Sana kızmam, suç tamamen bendedir,Kırık kalbim şimdi sana dilsizdir.Bu dargınlık inan başka yerdedir,Ben sana değil, kendime dargınım."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!