Toprağın derininde unuttuğumuz o ilk ses gibi,
Uzakta, göğün çatısında bir gürültü…
Kabuğunu zorlayan bir tohumun sancısı bu,
Eskiye adanmış ne varsa hepsini geride bırakan.
Artık ne durup arkaya bakacak halim var,
Ne de yol boyunca dizilen o tanıdık gölgelere sarılacak.
Bir fırtına kopuyor içimde;
Sessizce yığılan tozu toprağı savuran,
Kireç tutmuş duvarları deviren,
Pencereleri sonuna kadar açan bir rüzgâr.
Sıyrılıyorum benden geriye kalan bütün kalıplardan.
İsmini unutmuş bir nehir gibi aktığım yer meçhul,
Ama yatak dar geliyordu zaten,
Taşmak gerekiyordu.
Bıraktım inceldiği yerden kopsun her bağ.
Yeniden başlamak değil bu;
Hiç var olmamış gibi,
Kendi hamurumla, kendi ateşimde
Yepyeni bir biçim almak sadece.
Varsın dökülsün yapraklar, yansın geçmişin surları,
Artık korkutmuyor beni gecenin o zifiri koyuluğu.
Çünkü boyun eğdiğim her fırtına,
Kendi gücümü hatırlatan birer yankıymış meğer;
Ben yıprandıkça çoğalan, çoğaldıkça keskinleşen bir direnç.
Şimdi adımlarımı hesapsızca atıyorum bilinmeyene,
Göğsümde taze bir nefes, avuçlarımda kendi yarınım.
Gör bak;
Eski bir enkazın üzerinden yükselen bu ses,
Artık kimsenin susturmaya gücünün yetmeyeceği
Özgür ve dipdiri bir çığlıktır.
Kayıt Tarihi : 21.07.2026 14:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!