Kemal TAHİR'e Mektup...

Nazım Hikmet Ran
270

ŞİİR


1189

TAKİPÇİ

Kemal TAHİR'e Mektup...

«Malatya» diyorum,
senin çatık kaşlarından başka bir şey gelmiyor aklıma.
Bursa'da kaplıcalar
Amasya'da elma
Diyarbakır'da karpuz ve akrep.
fakat senin oranın,
Malatya'nın
nesi meşhurdur,
yemişlerinden ve böceklerinden hangisi,
suyu mu, havası mı?
Düşün ki hapisanesi hakkında bile fikrim yok.
Yalnız:
bir oda,
bir tek penceresi var:
çok yüksek olan tavana yakın.
Sen ordasın
dar ve uzun bir kavanozda
küçük bir balık gibi...
Teşbihim hoşuna gitmeyebilir.
Hele bu günlerde
kendini kafeste arslana benzetiyorsundur.
Haklısın Kemal Tahir,
emin ol ben de öyle,
muhakkak ki arslanız, ..........
..........

Nazım Hikmet Ran
Kayıt Tarihi : 19.3.2002 11:53:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan

    KEMAL TAHİR'E MEKTUP

    «Malatya» diyorum,
    senin çatık kaşlarından başka bir şey gelmiyor aklıma.
    Bursa'da kaplıcalar
    Amasya'da elma
    Diyarbakır'da karpuz ve akrep.
    fakat senin oranın,
    Malatya'nın
    nesi meşhurdur,
    yemişlerinden ve böceklerinden hangisi,
    suyu mu, havası mı?
    Düşün ki hapisanesi hakkında bile fikrim yok.
    Yalnız :
    bir oda,
    bir tek penceresi var :
    çok yüksek olan tavana yakın.
    Sen ordasın
    dar ve uzun bir kavanozda
    küçük bir balık gibi...
    Teşbihim hoşuna gitmeyebilir.
    Hele bu günlerde
    kendini kafeste arslana benzetiyorsundur.
    Haklısın Kemal Tahir,
    emin ol ben de öyle,
    muhakkak ki arslanız,
    şaka etmiyorum
    hattâ daha dehşetli bir şey :
    insanız...
    Hem de hangi tarihte, hangi sınıftan,
    malum...
    Lâkin demir kafesle kavanoz bahsinde iş değişmiyor,
    ikisi de bir,
    hele bu günlerde...
    — Bunu içerde rahat ve masun
    yatan bilir — ...

    Hele bu günlerde,
    Sarıyerli Emin Beyin fıkralarına gülmek,
    sevgili kitapların ve domatesin lezzeti,
    tahtakurularına rağmen uyku
    — günde üç tatlı kaşığı Adonille de olsa —
    ve Tahir'in oğlu Kemal
    hattâ mektup gelmesi senden
    ve hattâ ses duymak, dokunmak, görebilmek havanın ışığını,
    karıma olan aşkımdan başka
    nefsimin herhangi bir rahatlığını
    affedemiyorum...

    Fartı-hassasiyet?
    Değil.
    Döğüşememek,
    bir mavzer kurşunu kadar olsun
    bilfiil
    doğrudan doğruya...
    Ancak kavgada vurulan acı duymaz
    ve kavga edebilmek hürriyetidir
    en mühimi hürriyetlerin.
    İçerim yanıyor, Kemal,
    dışarım serin...

    Anlıyorsun ya,
    zaten ettiğim lâf
    bizim lâflarımızın herhangi biri :
    çok konuşulmuş,
    ve konuşulmakta olan...
    Şimdi kim bilir kaç yerde, kaç insan,
    dizlerinde âtıl ve çaresiz yatan ellerine küfredip acıyarak
    bu lâfları ediyor...

    Anlıyorsun ya,
    zarar yok,
    ben anlatacağım yine!...
    Elden hiçbir şey gelmediği zaman
    konuşup anlatmanın alçak tesellisi?

    Belki evet,
    belki hayır...
    Hayır öyle değil.
    Hangi teselli bırak be dinini seversen bırak...
    Bu, düpedüz,
    başın önde, olduğun yerde dolanarak
    kükremek, böğürüp bağırmak, Kemal...
    1941, Sonbahar..

  • Abuzittin Nağmeci
    Abuzittin Nağmeci

    Çok güzel bir mektuptu.

TÜM YORUMLAR (2)