Gönlümün, gözlerine gömdüğü hazinesi
Karun'u verem etti, ama sen hiç bilmedin
Yastığımla boğduğum gözyaşlarımın sesi
Geceleri titretti, ama sen hiç bilmedin.
Asla Eskimeyen Gerçek Sevgiliye
Malzemesi ağaçtır, gümüştür ya da altın
Aşk duygusu kalplere çakılmış bir çerçeve
Bu kaçıncı resimdir buruşturup attığın
Gönül bu arayış ne, kader bu nasıl cilve
Rastlasam izine bunca yıl sonra
Tozuna cefamı bansam çok mu ki?
İsminin her harfi dilimde yara
Seslenip son bir kez ansam çok mu ki?
Hiç kalır ateşi bütün közlerin
Saçlarını sevdim
Her teli
Hayallerimi avlayan
"S"uçlu olta
Dalga dalga
Gönül denizime
Hayat ince bir hırka sabah akşam ördüğüm
Desen desen üstümde alemde her gördüğüm
Sol kısım tamamlandı, yolu yarıladım da…
Kalbimin hizasında tüm ilmekler kördüğüm
Etrafını saltanat tacı gibi süsleyen kirpiklerinden süzülüp doğar güneş
Yeni günün müjdesini vermek için tüm insanlara,
Öperek gözlerini.........
Gözlerin...
Yıkıntılar arasında boşuna dolaşma ey yar
Ne çok beklemişti seni depremden önce bu diyar
Dün yine bahsetmişsin dünyayı kaplamaktan
Dünya, küçük kalbine sığmışsa enginsin sen
Kendini kaybetmişsin mal ve mülk toplamaktan
Mal mülk değil, nefsine maliksen zenginsin sen
Doğan güneşin beşiği
Umudun sönme eşiği
Göğün yerle ilişiği
Adın Ufuk olsun senin
Önde, arkada her yerde
Babama,
Anlatırdın ya bazen,
nasıl okuduğunu, çoban kalmamak için köyünde…
Kimbilir, evden ırak, yediğin her öğünde
geçiştirdin açlığını gurbet elde simitle, çayla...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!