1971 Almanya doğumlu olup ilk ve orta öğrenimimi Sulakyurt'ta, Lise öğrenimimi Kırkkale Mehmet A. Ersoy lisesinde tamamladım. 1994 Yılında vatani görevimi yaptım.Çeşitli serbest meslek guruplarında çalıştım. Altı yıl gazetecilik yaptım. İmkanlarım çok kısıtlı olmasına rağmen bir kaç insanımızı istihdam etmek için imalat, Ülke ekonomisine katkı sağlayabilmek için ihracat yapmak arzusu ile ticarete başladım. Hedeflerime ulaştığımı söyleyebilecekken maalesef ülkemizin son yıllardaki kronik rahatsızlıklarından biri olan Ekonomik Krize(2002) yenik düştüm. Sonra kendime bir ceza vererek inşaat işçiliğine (amelelik) başladım. Halen bu sektörde Fayans(seramik) döşeme ustası olarak çalışmaktayım. Melekler kadar güzel üç kız (8-12-ve15 yaşlarında) Babasıym.
Edebiyatla ilgili yaşadığım önemli bir hadiseyide sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim. Gazetecilik yaptığım dönemde şiirlerinin yayınlanmasına yardımcı olduğum (mana aleminde Yunus Emre'nin elinden aşk şerbeti içecek kadar safiyane duygulara sahip) Aksaray Hamidiye köylü Aşık Murat Coşkun'un şahsıma ithafen yazdığı bir şiirinde 'çık meydana' ibaresi kullanmıştı. Kendisine şiir yazmakla ilgilenmediğimi söylediğimde daha açık bir ifadeyle sen kendini tanımıyorsun diyecek ve ben bu olayı maalesef yaklaşık on yıl sora yazmaya başlayınca farkedecektim. Allah'ü Teala şu an yaşıyorsa hayırlı ömürler, Ebedi aleme irtihal ettiyse Peygamber efendimize komşu olmayı nasip etsin.
Hoş geldin
Gönüllerin diyarına
Hoş gedin canım hoş geldin
Ozanların Aşk narına
Hoş gedin canım hoş geldin
Açsın bağıyın gülleri
Çalsın sazıyın telleri
Ol sevenlerin dilleri
Hoş gedin canım hoş geldin
Yaşadığın mekan darmış
Bu muhabbet sende varmış
Bir bilen tutup çıkarmış
Hoş gedin canım hoş geldin
Dünya denen şu kazandan
Hem okuyup hem yazandan
Davet geldi bir Ozandan
Hoş gedin canım hoş geldin
Eserleri
Ötme Bülbül, Başım Üstüne, Yare Doğru ve Canciğer Bestelenmiş şiirlerinden bazılarıdır. Mp3 olarak Antolojide bulunmaktadır.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!