karanlık oda
hayatın ta kendisi olmalı karanlık oda..
bilinmeyen geleceğiyle..
vay canına! .. çocuk kalmak varmış hayatta
ne geçmiş ne gelecek korkusu..
vay canına! ..
ne karanlık odası..
..
Duygularım ellerimden, teker,teker düşüyor bak
Boş odada hatıralar,yalnızlıktan üşüyor bak
Sensizlikte hayallerim, benimle uğraşıyor bak
-.........His dünyam karma karışık,gel de kendin gör vefasız
-.........Dünyamı karanlık bastı, ışımaz sensiz sevdan sız
Silik bir fotoğrafın var senden kalan tek hediye
..
Uzaktan bakıp durdun gözyaşımı silmedin
Ölesiye sevmiştim değerimi bilmedin
Dönülmez yola gittin çok bekledim gelmedin
Büyülenmiş gibiydim bozuldu sihir şimdi
Sessizliğe büründü karanlık şehir şimdi
Vuslata ermek için engeller aşıyorum
..
Bir mektup yaz tesellim olsun
Kara gönlüme güneşin doğsun
Yazan yüreğin benimle dolsun
Sensiz dünyam çok karanlık
..
AY KARANLIK SEN UZAKTIN
Belki sana ay ışığında varırım sandım
Ay karanlık, sen uzaktın
Elimi uzattım...
Gölgeni tutarım sandım
Serapmış meğer,
..
Kirli aydınlıkta temiz karanlığı yaşıyorum, ışığı aramadan. Karanlıklar prensiyim. Yerim yurdum karanlıklar diyarıdır. Halkım karanlıkta yaşarlar. Mutludurlar. Umutları vardır karanlıklar diyarında. Kötülüğü bilmezler.Onları ben toparladım. İnsanlar arsından temiz olanlarını seçtim. Aslında kendileri seçilmişlerdi. Karanlığa götürdüm onları. Mutlu olabilecekleri tek yere...
Ben bir prensim. Karanlıklar diyarındaki yalnız prens.Yalnızlığımı paylaşabileceğim kimse yok.Diyarımda prensesimi bekliyorum gözlerim kapalı. Ben onu istiyorum.
Geceler karanlık,gündüzler karanlık ben karanlığım...
24-11-2001
..
Gitmeyecek gözümden ne ellerin ne yüzün
Yine gönlüme çöker hep karanlık hep hüzün
Yaşamayan ne anlar halinden bir öksüzün
Yine gönlüme çöker hep karanlık hep hüzün
Ağrısı var kalbimin derininde bir yerde
Tevekkül etmekteyim ayrılıksa kaderde
..
Şu; zift gibi karanlık, ıssız, amansız, gece
Tutup kolundan yine yalnızlığı getirecek
Sen susunca anladım yalanmış her hece
Bir yokluğun bir de karanlık tek gerçek.
Kör olası karanlık, sanki yalnızlığa kırbaç
Yokluğun bana soğuk beton kadar yabancı,
..
“bu soğuk akşam
-bu karanlık akşam;
karanlık
ölümcül,
ölümlere doğurgan-
hasretinle sıcak”...
..
pembe panjurlu hayallerim vardı yerini karabulutlar aldı.benimde bir zamanlar umutlarım, düşlerim vardı.hayattan beklentilerim vardı..şimdi nerede bilmiyorum bile. arıyorum ama bulamıyorum.yerini annemin hayalleri aldı. pembe panjurları varı. üstünü düşlerimle süslemiştim. kapatırdım panjurları içeri girmezdi karanlık. uzak tutardı düşlerim, hayallerim onları. bir gün biri geldi açtı panjurları kim yaptı bu kötülüğü bilmiyorum ama pembe panjurlarımın yerini annemin hayalleri aldı. çocukluk hayallerim vardı. ama sadece hayal olarak kaldılar.ben farkında olmadan olgunlaştım. dışarda top peşinde koşmam gerekirken ben annemin hayallerinin peşinde koştum. yoruldum ama dinlenemedim. ne zaman dinlenmeye kalksam bir el dürttü beni hep koş dedi doş annenin hayalleri yüksek. dahaönünde koşulacak çok yol var.hep koştum o yollarda arkamda pembe panjurlu hayallerimi bırakarak. koştum ben asla iyi olamadım ama. hep utanç kaynağıydım. ben ne zaman zirveye çıktığımı sansam zirve benden uzaklaşıyordu. yolun sonu yyoktu. yol kenarında suran pembe panjurlu hayallerime, kırmızı topuklu ayakkabıma hep baktım.yanlarına hiç gidemedim.çünkü koşulacak çok yol vardı. artık göremiyordum hayallerimi. kendi doğrularım yok oldu annemin doğrusunda koştum. hep gözyaşı hep keder bıraktım arkamda. bir gün gülemedim, gülmeye vaktim yoktu, eğlenmek yoktu. ne zaman gülsem annemin yolunda gerliyordum. pembe panjurlu hayallerim vardı. şimdi nerdeler acaba çağırsam gelirler mi annemin hayallerinin yanına gelmezler belki. unutmuşlardır beni belkide. pembe panjurlu hayallerim vardı. yerini uykusuz geceler, ağlamalar, umutsuzluklar aldı.birçok şeyi unuttum annemin doğrusunda mesela sewgi ne dekti bu. nasıl bir duyguydu yada gülmek yakışırmıydı bana, acaba kalemlerle topladığım saçıma bir parça umut durdururmuydu acaba dökülmelerini. ellerime bakıyorumda yaşıtlarımınkine hiç benzemiyor. onlarda da izi var bu benden uzak hayatın.hele gözlerim pembe panjurların arasından bakarken parlardı umutla. şimdi bakıyorumda aynada sadace karanlık dipsiz bir oda var gözlerimde, parlamıyorlarda sanki artık eskisi gibi. yüzüme bakıyorumda gülmeyince sanki bana ait değil. olsun benim pembe panjurlu umutlarımla süslediğim hayallerimin yerini anneminkiler alsın. annem mutlu olsun. benim kaybolan hayatım, gençliğim, umutlarım ve pembe panjurlu hayallerim olsun.....
..
karanlık, hep karanlık
bir tarafta asılıyor aslına sadık hafız, ezan-ı muhammediyeye
bir tarafta yıkılıyor duvarlar, çalsın sazlar, vuralım dibine dibine
bedenim aklıma darbe indiriyor, çekiştiriyor, çektikçe nazlanıyor
kafese konulmuş muhabbet kuşu gibi, aynı sözleri tekrar ediyor
“karanlık ve daima karanlık..”
..
Aya baktım ayda bana
Sanki gözlerin bana bakar gibi
Satrün`e baktım sanki bedenini saran yörünge
Sana o yörünge gibi sarılsam
Uzay boşluğuna baktım sonsuz bir karanlık
..
Artık, yetmiyor yürümek, koşmak istiyorum,
En, şahından, karanlık ğökyüzüne,
Tutsaklığın, yasağında, kalmış
Özğürlüklere, yasak kilit vurulmuş, dillere
Susğunluğu, yankılansın
En, şahından karanlık, ğök yüzüne...
..
Yaşamak,karanlık geceye rağmen yaşamak
Bir gün gelip de ayrılığa,ebediyete ulaşacağını bile bile yaşamak.
Ah, yaşama,mumunun söneceğini bile bile yaşamak...
Yolunu gözlemek,seni beklemek ve beklerken de ömrün bittiğini anlamak...
İşte,yaşamak,karanlık geceye rağmen yaşamak
yaşarken de hayata gözleri kapamak...
..
Gözleri gülen çocuk,
Karanlık düşüncelerin esiri mi oldun?
Aklını Çelip gereksiz şeylerle mi doldurdular?
O işlenmemiş beynini şimdiden mi uyuşturdular?
İşte karanlık, işte aydınlık...
Seç seçebildiğini ''Körpe'' çocuk!
..
“Abanma artık sırtıma gönül” yeter, dayanamıyorum, bırak sırtımı bana
Aksine çırpınışlar yaşıyorum kalbimde, kalbim dayanmıyor sıkıştırmana
“Ay tutulması gibi soluklarım” savuruyor beni bir o yana, bir bu yana
“Gün aydınlığı güya” anlamıyorum neden, her yer zifiri karanlık, kapkara
“Aydınlığa inancım suya düştü” sular derin, dipsiz, boyun eğmiş dalgalara
“Ayaklı korkuluklara dönüştürüp dikmişler sanki hepimizi sokaklara”
..
Yalan dünyada yok kimsem, kime derdimi dökeyim,
Candan sevenim de yoktur, kimlere boyun bükeyim,
Yok mu bana sahip çıkan, önünde dizler çökeyim,
Ben kimsesiz ben sahipsiz, ağlıyorum için için,
Hem karanlık hem de ıssız, güneş doğmaz bana niçin,
..
YALNIZLIĞIN KARANLIĞI
Yalnızsın şimdi karanlığın gölgesinde ruhundaki sessizliği dinliyorsun seni bekleyen sonu görüyorsun aynada yalnızca senin sonun. seni bekleyen şeye bakıyorsun aralıksız, gözlerinde parlıyor yaşamın sınırında sana sunulan ölüm. kendi ormanında yavaş adımlar atıyorsun dolunaylı bir gecede, yalnızca sen varsın,karanlık ağaçların arasından süzülüyorsun, bir gölge gibi seni takip ediyor ruhun, karanlığın derinliğinden gelen sesleri duyuyorsun. Öyle bir ses ki bu tüm vücudun titriyor yerden kesilircesine, belli etmek istemiyorsun korkunu, kaçmaya başlıyorsun yavaşça, koşmak istemiyorsun artık, yüzleşmeyi geciktirircesine yürüyorsun sinsice, kusmaya başlıyorsun içindeki her karanlığı,seni aydınlıktan uzak tutan karanlığı boşaltıyorsun korkunu düşünceni içindeki tüm pisliğini atıyorsun, burası senin ormanın, senin çıkmazın, asla kaçamadığın boşluğun, senin karanlığın burası gerçek özgürlüğün tüm sırların burada. Kendi çöplüğündesin şimdi, çıkar içindekileri. buraya, seviyorsun, bir o kadarda korkuyorsun. kendinle yüzleştiğin yer burası her şeyin bu ormanda gizli, kimsenin bilmediği kaçmaya çalıştığın günahların burada gizli, asla kaçamıyorsun bu ormandan nereye gidersen git seninle gelecektir kendi karanlık ormanın, karanlığın aklının bir köşesine tamamiyle yerleşmiş bir şekilde zamanla seni sorgulamaya ve yüzleşmeye çağıracak. Buraya alışman zaman alacak, önceleri korkacaksın kendinden, içindeki pisliklerden, yalnız kendi ruhunla olduğun ormandan bile gizlemek isteyeceksin önceleri ama içinde biriken pislik biriktikçe dayanılmaz olmaya başlayacak senin için yaşam, hiçbirşey sana güzel görünmemeye başlayacak artık.kaçmaya başladığın zaman kendinden, acı çekmek hayatının bir parçası olduğu zaman, kendinle kalacaksın zamanla.işte burada kaçınılmaz ormanına girmek istersin çünkü onu yaratan sensin aklının biryerinde kendince düzenlenmiş ormanındır orası.Orası senin yaşam kaynağın, arınma yerindir. kendi günahlarını gördüğün temizlendiğin yer bu orman, senin aynaya her bakışında gördüğün iç yüzün, tek sığınağın, kendi karanlığın, buradan kaçamazsın! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
umut'espoir'
..
Omzunun üzerinde iki penceresi olan
Bir güneşle dolaşıyorsun
İki ayaklı gezici karanlık yüzünden,
Senin gibi daha kimler karanlıkta kalıyor,
Çünkü karanlığa çekiyorsun insanları,
Gölgen çekilmiyor
..
Hep karanlık bir tünel içinde çalıştın,
Karanlığa, karanlık tünellere alıştın.
Bazı yerlerde eğilip geçsen de sıkıştın.
Karanlık olan yolları son kez aştın…
Son yolculuğun beyazlar içinde oldu.
Hani o karalar nerede birden kayboldu.
..



