KARAGÖL’ÜN SESİ
Karayüce eteği, taşları kara,
Dört Oluklu Pınar’da derman var yara.
Ermeni ustadan kalmış bir miras,
Kemerli çeşmede tarih bir ara.
Türkmenler gelince Kızılırmak’tan,
Develer su içmiş o can yatağından.
Savranlar önde, heybe dolu azık,
Halepli yolcular geçmiş yanından.
Doksan üç harbiyle Şark’ın insanı,
Getirmiş neşeyi, hoşça lisanı.
Hingel tepsisinde burcu bir koku,
Erzurum dadaşın kutlu vatanı.
Boşnaklar gelince şenlendi ova,
Pita kokusuyla doldu her yuva.
Kumpiri, kabağı dile can verir,
Sabah ezanıyla başlar bu dava.
Göçmenler öğretti kerpiç duvarı,
Pencere önünde gülü, baharı.
Sabun Çeşme ile yundu kilimler,
Arı gibi dizek kovanı, varı.
Setenli Bağlar’da öküzün gücü,
Kara elmas derler, çekilen acı.
Kiliğin Dere’nin sarı toprağı,
Köyümün alnında altın bir tacı.
Karagöllü TURAL der ki; söz bitmez,
Gönül bu diyardan asla vazgeçmez.
Maziye bir ışık yaktım bu dille,
Köyümün sevdasın kimse tüketmez.
Ömer TURAL
Ömer Tural
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 22:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!