güvendiğim bir ikindi öncesinde
gücendim sana, toprağına, taşına..
gücendim kemençe yayına, bağlama payına.
gücendim sana su damlası...
bırak biraz, bırak biraz da dursun !
ruhuma sardı dermanım, sana olan derdim.
ağır tahrik altında çakan,
şimşek gibi çıktın karşıma.
göklerden dolu dolu yağan,
yumruk gibi indin göğsüme!
zora gelince pır pır kaçan,
her gül bahçesi, senin gibi kokmaz.
hasret bağında, gül dalında solmaz.
el koynunda gül, mis gibi yaşamaz.
kendini ziyan etme, güzel kızım !
doğrular tahtında dur, dur gül kızım !
esrâ'm ol, gülistânımda kaybetmişim kendimi
içtiğim şehâdet şerbeti midir? yoksa damla,
damla dudakları ıslatan âh bu âb-ı hâyat mı?
ey kul, bir nefes cânından ziyâde bir avuç duâ
yetmez mi sana, Râb kor eyledi kalbini, rûha !
zannı bir hôş, gâmı ayrılık kokusuna sinmiş,
canan topal kaldı yetiş.
tut atı peker, hemen koş!
durma, can'la başla çalış.
çıkar keli kumdan, fetöş!
uslu uslu kur kumpası,
gölgen düştü yüreğime, bir akşam üstü.
anlamadığım sözlerle yaktın canımı.
halbuki içim kıpır kıpır, günüm gündü.
bilemediğim yollarla yıktın dünyamı.
hadi gel ! kır bahçelerinde tut elimi.
son hamlede yakaladım
düşmeye çalışan yağmur damlasını!
son anda uzanıverdim saçımın teliyle…
ardı sıra bir damla daha
bir damla daha dökülüverdi gökyüzünden!
ayakkabımın sağ teki tabanıyla ezdim attım
hâne zararlısı, kara renkli, hamam düşkünü
anten benzeri bıyıklarıyla tanınan iç böceğini
iyi biliyordum hangi zehirin etkili olacağını..
ha, kimse gözden kaçırdığımı asla sanmasın!
ne kadar dinleme/kaydetme meraklısı olsa da
"haraçhane" mezatında yüksek bir yerde
tellâlin sesi işitildi, 'elden gidiyor çapan'..
hayır, hayır! dinle söylediklerimi az biraz
geçit vermeyin 'zuhur'a, sislidir vicdan!
'silkelendi' küfem, eyvah! her yere saçıldı,
astarımı sormayın, arsızım ben arsız.
koruk suyundaki ayak izleri.
bir türlü denk gelmedi amelleri.
say say bitmez yediği naneleri.
hasbi kul duymadı mı herzeleri?
hadi hesapları eksik tutmuşsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!