Kalemimde Ben Şiiri - Aygül Zade

Aygül Zade
212

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

Kalemimde Ben

Oturdum bir köşeye... Kalem elimde, kâğıt önümde. Yazıyorum. Ama nereden başlayacağımı bilmiyorum. Çünkü bazı acılar vardır... ne başı bellidir ne de sonu. İnsan anlatmaya çalışırken bile yeniden yaşar her kırgınlığını.

Ey yorgun hayatım...

Bugün sana yazıyorum. Belki de yıllardır sustuğum her şeyi ilk kez sana anlatıyorum. Çünkü beni en iyi sen tanıyorsun. Kimse görmedi geceleri yastığa sessizce düşen gözyaşlarımı. Kimse duymadı içimde kopan fırtınaları. Herkes güldüğümü sandı, ben ise her tebessümün altına biraz daha acı gömdüm.

Ne çok yoruldun sen...

İnsanlara inanmaktan, sevmekten, değer vermekten... Her defasında Bu kez farklı olacak. diye umut ettin. Ama her umut, bir başka hayal kırıklığı bıraktı avuçlarında. Birileri gelir sandın, gelmedi. Birileri anlar sandın, anlamadı. Birileri kalır sandın, onlar da gitti.

Şimdi dönüp arkama bakıyorum. Koskoca bir ömür geçmiş. Geriye ne kaldı biliyor musun? Birkaç solmuş fotoğraf... Yarısı unutulmuş anılar... Ve hâlâ kapanmayan yaralar...

En çok da suskunluk yordu beni. Söyleyemediklerim büyüdü içimde. Boğazıma düğümlenen cümleler geceleri uykumu çaldı. İçimde binlerce kelime vardı ama hepsi gözyaşı olup aktı.

Bazen aynaya bakıyorum. Karşımda eskisi gibi bakan gözler yok artık. O gözlerde yorgunluk var... Kırgınlık var... Bir de kimsenin fark etmediği sessiz bir çığlık...

Ne garip değil mi?

İnsan en çok sevdiği yerden eksiliyor. En çok değer verdiği insanlar bırakıyor yarım. Sonra da kendi küllerini toplamaya çalışıyor tek başına.

Kim bilir kaç defa İyiyim. dedim de içim paramparçaydı. Kaç defa Sorun yok. dedim de geceler boyu ağladım. Kimse bilmedi. Çünkü insan bazen acısını anlatacak kelime bile bulamıyor.

Ey yorgun hayat...

Sen ne çok yük taşıdın. Affettin... Unuttum dedin... Devam ettin... Ama hiçbirini gerçekten unutamadın. Her yara kabuk bağladı belki ama izi hep kaldı.

Bugün artık kimseye kırgın olduğumu bile söylemiyorum. Çünkü öğrendim; bazı insanlar özür dilemez, bazı yaralar kapanmaz, bazı bekleyişler ise ömür boyu sürer.

Yine de biliyor musun?

İçimde küçücük de olsa bir umut hâlâ yaşıyor. Belki bir gün gerçekten huzur diye bir şey vardır. Belki bir gün yüklerim hafifler. Belki bir gün bu yorgun kalbim, ilk kez korkmadan atar.

Ama o güne kadar...

Ben yine sessizce yaşamaya devam edeceğim. İçimde eksilenleri kimseye göstermeden, kırık parçalarımı kendim toplamaya çalışacağım. Çünkü öğrendim ki insan bazen en büyük savaşını kimseye belli etmeden verir.

Bu mektubu bitirirken kalemim ağırlaşıyor. Sanki her kelime yılların yükünü taşıyor. Belki de bu satırlar sana değil, benden eksilen bütün umutlara yazıldı.

Eğer bir gün yeniden gülmeyi başarırsam, bil ki bu acılar sayesinde güçlendim.

Ama başaramazsam...

Beni en iyi yine sen anlayacaksın, ey yorgun hatırım.

Çünkü bu hayatta herkes gider...

Bir tek insanın kendi hatıraları kalır yanında.

Ve bazı hatıralar...
İnsanı yaşatmaz.

Sadece nefes aldırır.
Ne kadar da kolay inanırmışız insanlara. Bir çift güzel söze ömrümüzü emanet edecek kadar safmışız. Ben buradayım. diyenlerin, ilk fırtınada arkasına bile bakmadan gideceğini nereden bilebilirdik?

Meğer bazı insanlar sadece güzel günlerin misafiriymiş.

Yağmur başlayınca ilk onlar gidiyormuş...

Ben ise ıslanan sokaklarda, elimde yarım kalmış hayallerle bekliyormuşum.

Beklemek...

Ne garip bir kelime.

İnsan bazen bir kapının açılmasını bekler.

Bazen bir telefonun çalmasını...

Bazen tek bir "Nasılsın?" cümlesini...

Ben hepsini bekledim.

Ama zaman bana beklemenin de bir ömrü olduğunu öğretti.

Şimdi kimseyi beklemiyorum.

Çünkü gelmeyene ayrılan her dakika, insandan biraz daha umut çalıyor.

Hatırlıyor musun?

Bir zamanlar ne çok gülerdik.

Küçücük şeylerden mutlu olurduk.

Gökyüzüne bakmak yeterdi.

Yağan yağmur bile şiir gibi gelirdi.

Şimdi ise güneş doğuyor...

Ben yine karanlık hissediyorum.

Kalabalıkların içinden geçiyorum.

Kimse omzumdaki görünmeyen yükü fark etmiyor.

Çünkü insanlar artık yüzlere bakıyor.

Kimse kalbin içine bakmıyor.

Ey yorgun hatırım...

Bana en ağır gelen şey, unutulmak olmadı.

En ağır gelen, verdiğim değerin bir gün bile hatırlanmaması oldu.

Bir insanı ömrün kadar severken...

Bir gün hiç yaşamamışsın gibi silinmek...

İşte asıl acı buydu.

Şimdi öğrendim.

Bazı vedaların sesi çıkmaz.

Kapılar çarpılmaz.

Kavgalar edilmez.

Sadece biri susar...

Diğeri de o sessizliği kabullenmek zorunda kalır.

Ben sustum.

Çünkü anlatmaktan yoruldum.

Kendimi açıklamaktan yoruldum.

İyi niyetimi ispatlamaktan yoruldum.

Ve en çok da...

Her defasında yeniden toparlanmaktan yoruldum.

Belki bir gün bu satırları kimse okumayacak.

Belki yazdıklarım eski bir çekmecede sararıp kalacak.

Ama bilsinler ki...

Bu kâğıtlara mürekkep değil,

bir ömrün kırgınlığı aktı.

Her cümlede biraz gözyaşı,

her satırda biraz hasret,

her noktada ise yarım kalmış bir hayat saklı.

Eğer bir gün adımı unuturlarsa varsın unutsunlar.

Ama kimsenin bilmediği şu gerçeği rüzgârlar fısıldasın....

Bir insan vardı...

Çok sevdi.

Çok inandı.

Çok sustu.

Ve en sonunda...

Sessizliğini, herkesten daha çok konuşan bir hatıraya dönüştürdü.

AYGÜL ZADE ....

Aygül Zade
Kayıt Tarihi : 29.06.2026 22:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!