son sıcağında bir ara zamanın
ölüm de hesap hatası yapar diyerek
sarılıp duruyor da ağaçlara
sonuçta ara zamanda...
yanlış bir ezgiye düştü
bulvarlar boyu yalnızım sarışın bir hüzünle
ben unuttuğun şiir ellerde emanet nergis yoksunu
fesleğenler açar sen giderdin yarım bir hüzünle
hayallerimin direğiydi tutamın
geçtiğin yol
dokunduğun toz zerresi
yamacında öfke dağlarımın
umut dolu bebecikler eğleşir durur
ve gidişinle sel götürür
güneş artıkları yanağıma düşende
haftanın bütün günleri can pazarı
kan pazarlığı pencerenin buğusuyla
dışarda sen yoksan içerde ben varım
içerde sen varsan dışarda ben kaşkolu
kömür gözlü kapınızın kardan adamlı
kent yakışmıyor sensizliğime
gece daha çok olmalı
örtmeliyim üstünü hüznümün
yıldızlarla delik deşik
aklımda düğümlenen gözlerini
hiçbir sabah açsın istemiyorum
ağaçlar yorumsuzlaşacak biliyorsun
tarih de unutacak birgün yüzümüzü
kimbilir hangi takvimden kaçıncı yaprak kopmuş olacağız
ağustos güneşli vadilere ıslık olduğumuzu
kimseler bilmeyeck
geçmiş ağustos akşamları sana yanışım
sana dokunmadım içtim yıldızlardan sadeliğini
bir sokakla tanışmaktı
bilinmeyen bir evle karşılaşmak
uzak bir pencerenin hastalıklı ışığından medet ummak
gözlerinin yağmurlu anlamı
ikinci bir kimliğim var
yağmurun ilk kokusunun peşinde
paralayan kendini
işte susmamak karnem:
satır aralarında közlenmiş süreksizlik örneği
havalar soğurken izlemiş olduğum
köşe başındaki çocuk
koyu laciye bulamış
kusursuz kahkahasını
ağır hasta günleri
geçirmeye çalışıyor
akşam kaçkını
uzun yorgunluğu tanımıyordum
gölgelere sonrasız yorumlu
belki bir hafta sonu öğleni
yarım bulutlu an kaçamağı
ama en çok gözlerinin yalanı
seslenirdi hıçkırığına zamanın




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.