Turfandan bu yana
Sığmamışlar kendı yüreklerıne bıle
On binlerce atlı uzanmışlar sana
Kafıleler kervansaraylar
Aşılmaz sanılan kaleler
Anın olamaz senın
yoksul bir sıcak ağustosum olsan ne yazar kuşkulu
kenar mahalle sohbetlerinde sadece özlenen huzursun apayrı
kapı önlerine kurulmuş ıraklara gönderilen bakışların mektubu
yakılır benliğim anlamı yitik acılı
korkunun da ötesinde herşeyi unutmak çağrısı közlenmiş yeti
olgunlaşamadım bağışla yaşamaya ermek için
arkadaşların gitmişliğidir özgürlüksüzlük
yalnızlık zenginleşmesidir esaretin
bıraktığın yerdeyim incecik susuşumla
tutsaklığımda ağar yeryüzünün tüm acıları
çağlar boyu sana koşuşumla
ağlar imkansızlığın kapanmaz yaraları
sonrası yok baktığım zamanların
anıları unuttuk mu güzelim
bu anı anı olmaktan çıktı mı yoksa
zamana ihanetttt!
sebebimsinnnn!
ışığı aramaktı olanımız bitenimiz
yüzyılları biriktirdim sana
kış yağmurlarını kumbara yaptım yüreğime
üşüdükçe özlüyorum seni
kapımda karahaberin
kimbilir hangi dağ doruğunda bıraktın gülüşünü
tuzağa düştük ey yar
mutluluğumuzun eşiği münzevi
tuzağa düştük alın yazım gurbet türkülüm
kara kış geldi kapımıza dayandı
sokakları aklım süpürürdü
halim selim saatlerde çöpçülerle haşır neşir
haksızlık içeriğiyle anlamsız adlandırılmıştı
göğün kaybedilmiş yakınlığı kriz mevsimsizliğiydi
çeşni yaptık ardından ağladığımız yavru kuşları yuvasız gözyaşlarımıza
oysa aşk yere uzak göğe yakın durmaktı akla inat
kısa bacaklarımla uzun koşardım
çimenler rastlantılaşırdı ardından herşey
bir sen tesadüf değildin hayatımda
filmler izler romanlar okurdum
ben hep piyangoyu kaçırmış şapşal oğlan
kısa bacaklarımla komik koşardım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.